Posted by & filed under Genel.

Geçtiğimiz günlerde milyar dolarlık satın almaların arasına bir yenisi daha eklendi. Hala gündemimizde yeri olan bu satın alma 1.1 Milyar dolar değerleme ile Yahoo!’nun Tumblr’ı satın almasıydı.

Uzun bir süredir kan kaybeden ve ha battı ha batacak dediğimiz Yahoo!, 17 Temmuz 2012′den beri CEO’luk görevini yöneten Marissa Mayer sayesinde kendi küllerinden tekrar doğuyor gibi gözüküyor. Hatta tekrar doğumu NASDAQ üzerinden Yahoo!’nun son 1 yılına basitçe bakarak anlayabiliriz.

Yahoo! Nasdaq


Finans uzmanı değilim fakat Mayer’in CEO olması ile birlikte hisse değerleri iki katına çıkmış durumda.

Eski ihtişamını kaybeden, rakiplerinin hem yenilik hem de teknoloji olarak gerisinde kalan Yahoo! tekrar yarışa katılabilmek için hızla büyümek zorunda. Mayer için en zoru da bu. Kansızlıktan yorgun düşmüş Yahoo’yu canlandırmak gerçekten de kolay değil.

 

Marissa Mayer satın almadan sonra Tumblr kullanıcısı oldu ve ı yeni şirketi Tumblr üzerinden paylaşım yapmaya başladı. Kendisinin Tumblr’ını http://marissamayr.tumblr.com/ adresinden Twitter’ını da https://twitter.com/marissamayer/ adresinden takip edebilirsiniz.

Satın alma haberi öncesi ve kesinleşmesinden sonra çok fazla yazıldı çizildi. Ölü bir yatırım olduğunu söyleyenler de bu yatırımın Yahoo’u kurtaracağını söyleyenler de vardı. Benim düşüncem ise ikincisinden yana.

İçerik her ne kadar ülkemizde hala tam önemsenmiyor olsa da dünya genelinde kendi içeriğini üreten kullanıcı sayısında ciddi bir artış var. Bunda da blog alışkanlığının etkisi gerçekten çok büyük. Kendi kendine yayıncı olma gücü, takip edilme hazzı ve insanlarla etkileşim sağlamak kullanıcıları daha çok içerik üretmeye itiyor. Tumblr, çeşitli kullanıcı tipi ile en büyük blog platformlarından biri. Komiklikler, şakalar, ciddi içerikler ve hatta pornografik sayısız içerik üretiliyor. Hatta Marissa Mayer’in yazdığına göre saniyede 900 tumblr içeriği yayınlanıyor.

İçeriğin gittikçe önem kazandığı bir dünyada içeriğe yatırım yapmak da Yahoo için en mantıklısıydı. Hali hazırda Flickr gibi güçlü bir içerik platformuna sahip olan Yahoo, yapacağı yeni geliştirmeler ile Tumblr’ın sosyalliği ile kendi mevcut gücünü birleştirerek rakipleri ile arasındaki farkı hızla kapatabilir. Tumblr ve Flickr’ın özellik olarak güçlerini birleştirmesi, Flickr’ın sosyalliği, Tumblr’ın kaliteyi öğrenmesi ile kullanıcıların paylaşımlarındaki kalite arttırılabilir. Mevcut kullanıcı gücü (mail, messenger, hava durumu v.b. servisler) ile milyonluk Tumblr kullanıcı gücü birleştirilerek ekosistem genişletilebilir. En önemlisi de rakiplerinin sosyallik sınırlarını zorladığı ağlarına karşı artık atak yapabilir Yahoo.

Şu aşamada öngörüde bulunmak hepimiz için çok kolay. 1.1 milyar dolar ufak bir para değil. Yahoo gibi bir dev ve Marissa Mayer gibi akıllı bir kadın, Tumblr’ın olası faydalarından daha fazlasını da zaten düşünmüşlerdir. Kendini yeni yeni toplayan ve güçlenen Yahoo için tek temennim, Tumblr satın almasının sonunun Geocities satın almasına benzememesi. Yahoo 1999 yılında Geocities servisini 3.4 milyar dolara satın almış ve geçtiğimiz aylarda kapatmıştı. (Sadece Japonya servisi aktif durumda)

Peki Yahoo’nun bundan maddi kazancı nasıl olacak? Daha doğrusu yatırılan 1.1 milyar dolar ne zaman ve nasıl kendini amorti edecek ve Yahoo’ya para kazandırmaya başlayacak? 20-30 dolarlık tema satışı ile sağlanmayacağını hepimiz biliyoruz. Peki reklam modeli oturmamış olan Tumblr’dan Yahoo nasıl kazanç elde edecek? Bununla ilgili alınacak aksiyonları da önümüzdeki günlerde görüyor olacağız.

Posted by & filed under Genel.

Her blogta, dergide, gazetede ya da televizyon programlarında mutlaka gelecek öngörüleri yapanları görmüşsünüzdür. ‘Piyasa şu şekilde değişecek’ ‘Bu proje çok başarılı olurken, bu proje gerileyecek’ ‘Facebook tarih olacak, Twitter şu şekilde büyüyecek’ v.b. zilyon çeşit yorum yapılır. Bu yorumlardan bazıları gerçekleşirken büyük bir çoğunluğu talihsiz açıklamalar kitabımızdaki yerini alır.

Fail!Yakın tarihimiz bir çok yenilik, gelişme ve teknolojik ürünler ile donatıldı. Cebimizde taşıdığımız supersonik akıllı telefonlar, telefon boyutunda tabletler, tablet boyutunda telefonlar, evimizde 3 boyutlu görüntülü televizyonlar, telefondan kumanda edilebilen ev ve arabalar, yüz nakli, 3 boyutlu baskı teknolojisini kullanarak üretilebilecek organlar veya ev tipi ürünler derken önümüz arkamız sağımız solumuz her yerimiz akıl almaz hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler ile doldu taştı.

Peki bu teknolojik gelişmelerin gerçekleşmesini sağlayan kişilerin o yıllardaki ön görülerini biliyor msunuz? Zaman içerisinde denk gelip arşivime kaydettiklerim arasından en çok hoşuma gidenleri aşağıda görebilirsiniz.

 

‘Havadan daha ağır uçan makinalar üretmek imkansızdır’

Milyonlarca insanın tercih ettiği hava yolu ulaşımı için yapılmış, belki de en işe yaramayan öngörü Royal Society’nin (Bilim topluluğu!) Başkanı Lord Kevin’e ait.

 

“Televizyon ilk altı ayda pazarda elde ettiği payı elinde tutamayacak. İnsanlar bir süre sonra bir kutuya bakmaktan sıkılacak”

Dünyanın en büyük yapım firmalarından biri olan 20th Century Fox‘ın kurucusu Darly Zanuck‘ın televizyonlar konusundaki öngörüsü ise malesef gerçekleşmedi.

 

“Bence dünya pazarı sadece 5 bilgisayar için yeterli”

Dünyanın en bilinen ve en önemli teknoloji markalarından biri olan IBM‘in kurucusu Thomas J. Watson, ölümünden 13 yıl önce yaptığı bu talihsiz açıklama ile ‘Yok Artık Öngörüleri’ sıralamam da üst sıralarda.

 

“Kişisel kullanım için 640KB alan yeterlidir!”

Microsoft’un kurucusu ve dünyanın en zengin insanlarından olan Bill Gates‘in 1970 yılında yaptığı bu talihsiz öngörünün gerçekleşmediğini hepimizin cebimde taşıdığı onlarca GB’lık akıllı telefonlardan bile anlayabiliriz. ”No one will need more than 637KB of memory for a personal computer. 640KB ought to be enough for anybody.”

Peki bu öngörülerden sizin bildikleriniz ya da hatırladıklarınız var mı?

Posted by & filed under Genel.

Açıklandığı günden itibaren farklı bir arayüz ve daha sosyal bir android heyecanı ile Facebook Home’un indirilebilir olmasını bekleyenlerden(d)im. Hatta 12 Nisan tarihin de hala indirilebilir olmadığı ile ilgili tweetler gönderdim fakat sonradan farkettiğim üzere aslında Facebook Home indirilebilir olmuş ama Türkiye Google Play Store‘da değil.

Android’in en sevdiğim özelliklerinden biri dilediğiniz .APK yani kurulum dosyasını dilediğiniz yerden temin edip telefonunuza uyumlu olup olmadığına bakmaksızın kurabiliyorsunuz. Ben de öyle yaptım ve Facebook Home’un kurulabilir .APK dosyasını temin ederek Samsung Galaxy S3 I9300 akıllı telefonuma Facebook Home kurulumunu gerçekleştirdim.

Öncelikle Home’u kurmadan önce mevcut Facebook ve Facebook Messenger uygulamasını kaldırdım ve Home kurulumunun ardıdan ikisinin de uygulama mağazasında bulunan güncel daha doğrusu Home için uyarlanmış versiyonlarını yükledim.

 

Görsellik harika, kullanım berbat!

Facebook Home görsel olarak tek kelime ile harika. Ekranınızda kocaman fotoğraflar, arkadaşlarınızın güncellemeleri… Ekrana dokunarak durduğunuz orjinal içeriği daha net görebiliyorsunuz. İki kere ekrana dokunarak fotoğrafı veya güncellemeyi beğenebiliyor ya da hızlıca yorum yapabiliyorsunuz. Ekrana bir kere bastığınızda sizin profil fotoğrafınız çıkıyor ve sürükleyerek 3 seçenekten birini seçebiliyorsunuz.

  • Uygulamalar
  • Messenger
  • Bir önceki açık uygulama

Bu 3 seçenek arasına ekleme yapamıyorsunuz!

Kullanışlılık ise yerlerde. Acilen birini aramanız mı gerekti? O zaman fotoğrafınıza basık tutup uygulamalara sürüklüyorsunuz. Ardından kısa yol olarak eklediyseniz o listeden telefon uygulamasını seçiyor ya da ekranı sağa sürükleyerek tüm uygulamalardan telefon uygulamasına geçebiliyorsunuz. Bunun ‘akıllı’ bir telefon olması gerekmiyor muydu? E madem akıllı bir telefonsa neden benim birini aramam bu kadar problemli? Bu yüzden kocaman bir eksi…

 

Google Play

 

Aynı şey aslında mesajlaşma için de geçerli olsa da Messenger uygulamasına izin verdiyseniz eğer SMS’lerinizi de Facebook Messenger uygulaması ile gönderip alabiliyorsunuz. Bu hem artı hem de eksi. Çünkü eğer Messenger uygulamasını SMS için kullanmak istemiyorsanız az öne bahsettiğim adımları SMS’leriniz için de uygulamanız gerekiyor. (Az önce bahsettiğim adımları TÜM uygulamalar için yapmanız gerekli)

  • fbhomelogo
  • fbhome3
  • fbhome2
  • fbhome
  • Google Play

‘Akıllı’ telefonumuzun akıllı olmasını sağlayan tek uygulama Facebook değil. Fakat Facebook Home telefona hükmediyor ve öncelikli ve asıl olarak Facebook özelliklerinin kullanılmasını istiyor. Eğer Facebook’ta yaşayan, herşeyi paylaşan, sürekli içerik üreten biriyseniz ve telefonun diğer özelliklerini pek kullanmıyorsanız Facebook Home tam sizlik.

Fakat benim gibi genel bir kullanıcı iseniz, Facebook Home gerçekten sıkıntılı. Her uygulama çıkışında mutlaka Facebook’un arkadaşlarınızın güncellemelerini almalarını beklemek zorundasınız. Her güncelleme internet bağlantısıyla veri çekiyor, güncellemeler geleseye kadar ekran siyah bir şekilde duruyor ve hareket edemiyorsunuz. Şu anda, binlerce lira verip aldığımız akıllı telefonu aptallaştıran bir uygulama gibi gözüküyor Facebook Home.

Malesef şu hali ile Facebook Home yerini tekrar Apex Launcher’a bıraktı ve kenarda duran uygulamalardaki yerini aldı.

Eğer siz de Facebook Home kullandıysanız veya yorumlarınız varsa Twitter üzerindeki bu tweet üzerinden ya da bu yazıya yorum yaparak fikirlerinizi iletebilirsiniz.

 

 

Posted by & filed under Teknoloji.

Teknik veya teknoloji yazıları için ne kadar TechTech.net ‘i kullansam da Custom Rom konusu benim için daha kişisel bir konu olduğu için burada bahsetmeye karar verdim.

İnstagram’ın Android uygulamasının çıkması ile tekrar Android’e dönmemin üzerinden tam 1 yıl geçti. Daha önce bir çok Android işletim sistemine sahip olan telefonla ön sevişme gerçekleştirmiş olsam da çeşitli olmazsa olmaz uygulamalarımın olmamasından dolayı hep iPhone’uma geri dönmüştüm. Fakat İnstagram, Evernote, Wunderlist gibi uygulamaların Android’te yer alması ile Android’e net bir dönüş gerçekleştirdim.

Aslında Custom Rom ile tanışmam ve standart gelen android sürümünden uzaklaşmam G1 (HTC Dream) dönemine dayanıyor. Cyanogenmod sürümleri ile daha kullanılabilir hale getirdiğim G1 gerçekten keyifli bir telefondu. Ardından geçtiğim Samsung Galaxy ile beraber gelen standart sürüm Android ise telefonun güzel özelliklerini kullanmanıza izin vermeyen ve sizi bazı konularda zorunlu tutan bir sürümdü. Samsung Galaxy için o zaman bulduğum en iyi rom DarkyRom olmuştu.

Şu anda Samsung Galaxy S3 kullanıyorum. S3 belki de şu ana kadar piyasaya sürülmüş en güzel Android işletim sistemine sahip akıllı telefonlardan biri. Fakat bu kadar güzel bir akıllı telefonu tam randımanlı kullanmak, özgürce hareket etmek, özelliklerinde oynamalar yapmak istiyorsanız özelleştirilmiş android kullanmak zorundasınız.

Bu zamana kadar Galaxy S3′te denediğim özelleştirilmiş android sistemler:

customrom

Bir çok farklı özelleştirilmiş android sistem olmasına rağmen bu 3 tanesi üzerine yoğunlaşmamın başlıca sebebi kullanıcı sayısının çokluğu. Herhangi bir sorunda herhangi bir android forumunda hızlıca yardım alabiliyorsunuz. Bu 3 farklı sistemin çeşitli versiyonlarını denedikten sonra şu an son kararım ise Omega.

Özelleştirilmiş android sistemlerin özelliklerine web sayfalarından bakabilirsiniz. Bu yazıda özelliklerini anlatmak yerine tercih etmemim sebeplerini paylaşmaya devam edeceğim.

Öncelikle özelleştirilmiş bir sisteme sahip olmak için cihazınızda Root adı verilen bir işlem gerçekleştirmeniz gerekiyor. Root işlemi cihazın her noktasına erişmenizi sağlayan ve tüm cihaz kilidini açan bir işlem. Dikkat edilmesi gereken bir nokta. Çünkü çeşitli uygulamalar (Markette denk gelmişsinizdir Rooted Version diye geçiyor) cihazın sistem özelliklerine erişme izni isteyebiliyorlar. Güvenilirliğinden emin olmadığınız uygulamalara erişim izni verdiğinizde mahremiyetiniz ile ilgili bir çok sorun ile karşılaşabilisiniz.

Root işleminden sonra beğendiğiniz özelliklerin yanında, özelleştirilmiş android versiyonunun cihazınız ile uyumlu olması lazım. Bu yüzden model numaranıza da dikkat etmeniz gerekiyor. En ufak bir değişikliği bile denemeden önce mutlaka yedek almayı unutmayın.

Şimdi gelelim doğru seçilmiş özelliştirilmiş sistemlerin cihazınıza ve doğal olarak size faydalarına

  • Dahili olarak gelen ve neredeyse hiç kullanılmayan uygulamalardan arındırılmış bir sistem,
  • Batarya ömrünü uzatan sistemsel değişiklikler (az işlemci ve ram kullanımı gibi)
  • İşlemci hızına, ram kullanımına müdahale etmenizi sağlayacak faydalı ama bir o kadar da tehlikeli uygulamaları kullanma şansı (Sadece root erişimi sağlayarak da bu uygulamaları kullanabilirsiniz)
  • Dahili sistemde olmayan fakat uygulamalar ile gerçekleştirilebilen özelliklerin sisteme dahil gelmeleri ve sisteme optimize edilmiş olmaları (telefon görüşmesini kayıt altına almak, sms veya numara engellemek, ne kadar desteklenmese de flash player olup olmaması gibi bir çok özellik)
  • Daha çok özelleştirme imkanı, ufak trikler
  • Popüler başka cihaz veya özelleştirilmiş sistemlere özel üretilen özelliklere sahip olma şansı  (yüksek ses, ses kalitesi ile oynama, görsel düzenlemeler v.b)

Fakat güzel yanlarından bahsettiğim gibi aynı zamanda dikkat edilmesi gereken noktaları da biliyor olmanız gerekiyor.

  • Özelleştirilmiş android sürümleri, otomatik güncellenmezler. Yeni versiyonlarını sizin takip etmeniz ve kurulum işlemlerini tekrar yapmanız gerekir. (CWM gibi uygulamaların pro versiyonları ile bazı sistemlerin güncellemelerini otomatik takip edebiliyorsunuz. Ya da Cyanogenmod bunu sağlayabiliyor)
  • Üretici firma tarafından gerçekleştirilen yeniliklerden faydalanmanız için, özelleştirilmiş sistemin yapımcılarının yenilikleri sisteme dahil etmesi ve yeni bir sürüm güncellemesi çıkartmaları gerekmektedir.
  • Üretici firma güncellemeri gibi ufak boyutlu güncelleme paketleri ile değil, her seferinde sistemi indireceğiniz için takip edip indirip, yüklemesini gerçekleştireceğiniz dosya boyutları yüksektir. (Cyanogenmod versiyonları düşük boyutludur. Çünkü tertemiz durumdalardır. Google uygulamalarını bile ayrı bir kurulum ile kurarsınız.)
  • Güvenilir olduğuna emin olmadığınız sistemler mahremiyetinize zarar verebilir, sizi pişman edebilir. Arka tarafta verileri ne yaptığını bilemeyebilirsiniz.
  • Bazı özel sistemler dahili telefon özelliklerini desteklemezler. NFC, Smart Stay, SBeam gibi uygulamalar bulunmayabilir.
  • Bazı üretici firmalar root işleminden sonra cihazı garanti kapsamında servise kabul etmezler.

Artıları olduğu kadar eksilerinin de olduğunu unutmamak gerekiyor. Özgür olduğunuz kadar dikkatli olmanızı gerektiren özelleştirilmiş sistemler ile ilgili en güncel ve doğru bilgileri de XDA forumlarından takip edebilirsiniz. Bu arada yorum kısmından soracağınız sorulara da hızlılıkla cevap vereceğimden de emin olabilirsiniz.

(Bu arada sorulmadan belirteyim. Büyük bir keyif ile Nokia Lumia 920 ve Samsung Galaxy S3 kullanıyorum. Windows Mobile ve Android şu dönemin favorileri.)

Posted by & filed under Bilgilendirme.

bollucaSpekülatif bir başlık atmadan önce çok düşündüm. Tepki çekebilir, takipçilerimi kandırıyor gibi gözükebilirdim. Fakat daha sonra geri dönüp baktığımda yapılan işi tam olarak anlatan cümle bu! Bolluca’da köpeklere elektrik verdiler. Çünkü köpeklerin temiz suya, gece aydınlatmaya ihtiyaçları vardı. Gruphediye elektriği olmayan Bolluca Hayvan Barınağı‘nın elektriğe sahip olmasına önayak oldu.

Gruphediye.com bir grup oluşturup, ortak olarak bir hediye alma platformu aslında. Kendileri, güzel sistemlerini yardıma ve elektriğe muhtaç köpekleri sevindirmek için çok güzel bir şekilde kullandılar. Elektriği olmayan Bolluca Hayvan Barınağı’na elektrik götürmek için bir grup kurdular.

Kurulan gruba 93 hayvan severden para aktarıldı ve ortaya harika bir hediye çıktı. 1 rüzgar türbini ve 4 güneş paneli.

Yazıyı daha fazla uzatmanın bir manası yok. Bu güzel oluşum ve oluşturulan etkileşim için Gruphediye’ye teşekkür etmek gerekiyor. Sizleri Gruphediye.com ‘un Bolluca etkinliğini anlatan videosu ile başbaşa bırakıyorum.

 

  • bolluca1
  • bolluca2
  • bolluca3
  • bolluca
  • Gruphediye