Archive for Haziran, 2009

Öylesine Anlatasım Geldi. Ben!

Arman ACAR Hepimizin düşleri vardır. Kimi lüks bir araba sahibi olmak ister, kimi dubleks müstakil bir ev sahibi olmak, kimi yat sahibi, kimi devamlı harcayabileceği bir para kaynağı (durun bunu hepimiz istiyoruz) ister. Küçüklüğümüzden bu yana bu hayallerimiz sürekli görsel nedenlerden dolayı değişir. Televizyon izleriz süper kahraman olmak isteriz, müzik dinleriz şarkıcı olmak isteriz, bir futbolcu dillere destan hal alır topçu olmalıyım deriz, arkadaşımızın babasının son model Mercedes marka otomobili vardır ben de çocuğumu bunun gibi birşeylerle gezdirmek istiyorum deriz, Adriana Lima diye bir kadın vardır onu hayal ederiz. Bu değişen hayallerimiz sayamayacağımız kadar çoktur. Her gün hatta her saat değişebilir. Çünkü bunların adı hayaldir.

Hayalleri gerçek kılmak ise tam bir meziyettir. Fakat bu meziyet tamamen insanın kendisinden kaynaklanmaz. Büyüdüğü ortam, yaşadığı yer, çalıştığı iş yeri, sahip olduğu ebeveynler, arkadaş çevresi ve ŞANS, hayalleri gerçek kılmak için gerekli meziyetlerdir. Fakat meziyet insanın kendi yapabildiği şeylere dendiği için hayalleri gerçek kılmak imkansıza yakındır.

Küçük yaştan beri çalışıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam 14 yaşımda ilk paramı kazanmıştım. Komşumuzun Kemeraltı’nda ki oyuncakçı dükkanında yaz boyu oyuncak, gözlük satmıştım. Çok keyifli işti. Benden küçük biri annesi veya babası ile geliyor. Oyuncak alıyor. Yüzü gülüyor ve gidiyordu. Hissettiğim iş olmasa da para kazanmanın verdiği zevk paha biçilemez.

Gazeteci olmaya hevesim vardı. Ama sülalemde ki herkes sayısal bölüm okumuştu. Bir çok ailenin yaptığı gibi, benim de yolumu aslında ailem çizmişti. Sayısal tercih yaptım. Bu yüzden gazetecilik hayalim suya düştü. Fakat internetin nimetlerinden faydalanarak bu isteğimi yavaştan yerine getirmeye başladım.

Lisedeyken az da olsa başarılı biriydim. Ailem arkamda, bana yardımcı olmaya çabalan bir abim, beni seven öğretmenlerim vardı. Okulun bilgisayar işlerine tamamen ben ve arkadaşım Hakan Sazak ile beraber koşturuyorduk. Herkes Bilgisayar Mühendisliği okuyacağımıza o kadar emindi ki, üniversite sınavını kazanamadığım da ben dahil herkes şok olmuştu. Tepecik Motor Meslek lisesin de girmiştim sınava. Abim ve yengem ile beraber gitmiştik. Sınav çıkışı herkes hüzünlüyken ben merdivenlerden neden olduğunu bilmeden “mousse T. ‘nin horny” şarkısını söyleyerek indim.

Sınavdan hemen bir gün sonra abimle beraber Kocaeli’ye gittim 1 yıl boyunca abimin yanında çalıştım. Fotoğrafçılık yaptım. Fotoğraflara rötuş attım. 2 adet vesikalıktan 36 pozluk gelin damat albümü bile çıkarttım. Kocaeli yaşantısına geçmeden önce 82 kiloydum. 1 yıl sonunda ise 130 kilo civarlarındaydım.

İzmir’e geri döndüğüm de önümde kocaman 3 aylık bir yaz vardı. Yaz boyu babamla ve annemle her sabah kalkıp saatlerce yürüş yaptık. Kısmen zayıfladım ve eylül ayında Egebilgi firmasında Web Teknolojileri Uzmanı olarak işe başladım. Uzmanlığımın hiç bir diploması v.s yok. Beni tamamen lise mezunu olarak aldılar. Kendi bilgilerimi geliştirdiler. Bir çok şey öğrenmemi sağladılar. Aslında ciddi bir iş deneyimini de ilk olarak Egebilgi’de yaşadım. Sayelerinde düzene girdim. Keyif aldım. Para kazandım. Kendi arabamı aldım, gezdim tozdum eğlendim.

FlashBack!

Bunların hepsi olurken 17 yaşında Adem ANNAÇ ile tanıştım. Kendisi Ege Ajans’ın sahibiydi o sıralar. İzmir’deki en iyi mankenlik ajanslarından birine sahip, herkes tarafından tanınan  sevilen biriydi. (ki hala öyle). O’nun sayesinde modellik nedir, kim model olur kim ne olur onu öğrendim. Bakmaya doyamayacağınız İzmir’li kızların en güzelleriyle günlerimi geçirdim. Bir çok ortama girdim çıktım. Lise hayatımı dolu dolu yaşadım. Şimdi kendisi çok sevgili dostum Model Of The World 2007 2.si Ezgi Dökme ile beraber EZG Moda Organizsyon’u yönetiyor. Hala İzmir’de en güvenilir ajans sahiplerinden biri. Fakat artık tek bir farkları daha var. İzmir’de partileri her zaman dolu olan tek firmalar. Adem Annaç sayesinde çok partide bulundum, düzenledim, koşturdum, para kazandım. Kimi zaman içtim. Sarhoş oldum. Yeni Asır gazetesinde köpüklerin arasında fotoğrafım bile yayınlandı.

İstanbul’a geldim. Çalışmaya başladım. İlk başta devamlı takip ettiğim bir site vardı. Televidyon.com diye. Adını daha önce gazeteden bildiğim birinin sitesiydi. Serdar Kuzuloğlu. O’na mail attım. Sağolsun kırmadı beni hayatımda ilk defa Kanyon’a gittim O’nunla görüştüm. Şahane fikirlerinden nasiplendim ne kadar kral adam olduğunu gördüm. Zaten kral adam olmasaydı 2007 yıından beri Türkiye’nin en çok konuşulan firmalarından birinin sahibi olamazdı.

Burak Bayburtlu Yılbaşına 1 gün kala mail geldi. MYK Medya yılbaşı partisi veriyordu. Davetliler arasında benim de mail adresim vardı. Hep adını duyduğum, yazılarını okuduğum kişiler davet edilmiş, bir de ben çağırılmıştım. Vay be dedim gittim. Orada bir çok kişi ile (Hasan Yalçın, Julien, Murat, Burak Büyükdemir ……) ve Burak Bayburtlu ile tanıştım.

İstanbul’da ki en büyük hayalim büyük bir ajans sahibi olmak, organizasyon işleri yapmak oradan oraya koşturmak ve bir yandan magazin sitem turkpaparazzi.com u özel haberleriyle ayakta tutmaktı. Bunun için elime sağolsun çok sevdiğim kişiler sayesinde inanılmaz bir fırsat geçti fakat benim o sırada o fırsatı değerlendirme şansım olmadı. Tam iş değiştirme aşamasında herşey ters gidiyorken bir anda şaka gibi bir güzellik oldu ve kendimi asıl mesleğimde buluverdim.

FlashBack!

Bu süre zarfında Burak Bayburtlu ile neredeyse komşu olduğumuzu anladık. İş çıkışları sıkılgan akşamlarımızı ya İstinye Park Cafe Nero’da ya da Buraklar’ın evinde geçirdik. Kocaeli’deki abimin yanına İstanbul’daki 2.abim’de Burak oldu böylece.(Birincisi M. Serdar Kuzuloğlu). Fikir aldım fikir verdik yeri geldi laf yedim yeri geldi akıl verdim akıl aldım. Abi kardeş gibi çok güzel bir ilişkimiz oldu. En zor anlarım da hep yanımda oldu.

Ben tam yeni arayışlar içerisindeyken Burak aradı ve hemen şu numarayı ara görüş sana iş buldum dedi. Ne işi dedim. CSS, HTML yazacaksın, hem kendini geliştireceksin hem de hayatına devam edeceksin dedi. Kendimi yıllar önce eylül ayında Egebilgi ile görüşmeye giderken ki gibi hissettim ve kalkıp Arnavutköy’e gittim.

Yaklaşık 1 aydan beri Tart New Media’da Frontend Developer olarak çalışıyorum. Bir yandan İzmir’deki partilerimizin afişlerini hazırlıyorum bir yandan yeni şeyler öğreniyorum. Bu aralar “How to program c++” kitabını okuyorum. Programlama hakkında temelden birşeyler öğrenmeye çabalıyorum. Özüme geri dönmüş hissediyorum kendimi. Mutlu ve huzurlu hissetmeye başladım. Keyfimin yerine geldiğini biliyorum.

Not :
İyi de biz bunu okuduk da neden okuduk arkadaşım? Neye bağlayacaksın konuyu?

Bir şeye bağlamayacağım arkadaşım. Hızlıca bir Arman ACAR hikayesi olsun bu sana. Arada atladığım, unuttuğum bir çok şey var. Bir çok isim var.
Onlara da söyle kusuruma bakmasınlar artık.

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Büyük Bir Başarısızlık Örneği : AVEA!

aveaheryonesinirsiz Daha önce Burak’ın deneyimlerini paylaştığı AVEA “Her yöne sınırsız”  zımbırtısı kampanyası kullanıcısıyım ben de. Burak deneyimlerini paylaşırken ben de 1-2 gün problem yaşamış, ama o zamandan bu zamana kadar bir sıkıntı çekmemiştim. Hatta her zaman çekiyor, arıyorum arıyorlar diyordum.

İşte benim mutlu günlerim çabuk geçti. Geçen hafta Avea’nın down olması ile beraber yaklaşık 1 gün boyuna ne arama yapılabildi, ne de aranılabildi. Gün içerisinde pek çok telefon görüşmesi yapılamadı, sms ler yollanamadı.

Tam herşey düzeldi diye düşünürken (ki iyi bari çabuk çözdüler, helal valla adamlara demiştim) son 3-4 gündür durmadan telefonum Arayanı Bil mesajlar akmaya başladı. Şaşırdım. Çünkü benim telefonum 7/24 sesi sonda olmak üzere açıktır. Birinin bana ulaşamama şansı neredeyse yok gibi. Ancak metrodayken, veya çok kapalı bir yerdeyken ulaşamazlardı.

Dün akşam Burak beni almaya geldiğinde AVEA’nın tamamen bittiğini fark ettim! Burak eve gelmeden 35-40 dakka önce defalarca beni aramış ve 2 tane sms atmış.Telefonum açık ama bana gelen giden hiç bir şey yoktu. Bu sabah 02:00 sularında Burak’ın aradığı sms i geldi. Bugün öğleden sonra da Burak’ın attığı smsler geldi.

Üstüne yengemin rahatsızlandığını haber vermek için arayan abim de bana ulaşamamış, küfür dolu bir sms yollamış.O da biaz önce geldi. Yengem hasteneden çıkmış eve bile dönmüşlerdi.

Şu soruyu duyar gibiyim. Müşteri hizmetlerini aradın mı? Aradım. Ama düşüremedim!

Bu akşam güzel bir karar aldım. Kimseyle 10 000 dakika konuşmak istemiyorum. Gerekirse sadece 10 dakika konuşayım. Hiç değilse beni arayanlar ulaşabilsin. En kısa zaman da yolunu yordamını ve kampanyalarını öğrenip numaram aynı kalacak şekile Turkcell’e geçmeye karar verdim.

Geç kalınmış ama verdiğim en doğru karar olduğunu düşünüyorum. Ne Edirne’den Ardahan’a, ne de otobüste nine kılığına girmiş dedeli reklamlar benim Turkcell’e geçmeme engel olamayacaklar.

Sayın AVEA Yetkilileri!

Siz bu işi bırakın. Televizyona reklamlar vermekle, ar-ge yapıyoruz yalanlarıyla olmaz bu işler! Garanti verdiğiniz hizmeti sağlamaya başlayın, ardından reklam yapın!

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Taksiciden GPS Cihazı Tanıtımı

TaksiGeçen gün eve doğru giderken otobüsümün olmamasından dolayı taksiye bindim. Uzun zamandır gördüğüm MOBESE GPS cih azından vardı taksici abide. Merak edip acaba cihazı kullanabiliyor mu, işe yarıyor mu diye muhabbet açtım. Bu konulara çok uzak olduğumu nasıl çalıştığını sordum.

“Şimdi kardeşim adamlar üretmiş. Burdan giriyorum W otel diye çıkıveriyor karşıma. Oraya gideceğimi işaretliyorum. Sonra kadın sesi gelmeye başlıyor. Şuraya dön, buraya dön diye. Resmen şakalaşmaya başladık o kadınlada. O dön diyor dönmüyorum. Sonra da bana U yaptırmaya kalkıyor. Vallahi çok eğleniyorum”

Peki abi nasıl çalışıyor bu? Yani nerde olduğumuzu nerden biliyor ki?

“Ya kardeşim bu kadar ufak ekrana herifler türm dünyayı koymuşlar. İçinde bi çip gibi bişi var heralde bunların. Durmadan uyduya benim noktalarımı belirtiyor gibi.”

E bunlarda güvenlik mi ne varmış. O nasıl oluyor?

“Abicim burda tuş var. Terso bir durum olduğunda tuşa basıyoruz. Hemen karakola bizim noktalarımız gidiyor, nereye gittiğimiz gidiyor bak nasıl ekranda görüyoz biz kendimizi şimdi, hah işte polisler de bizi öyle izleyebiliyor. Artık çok rahat müşteri alıyorum valla”

E diyelim ki taksici değilsin. Kendi arabana alır mısın bunlardan?

“Ya bunlar öyle ucuz değil. Sen ben gibi adamlar keyfi alamaz yani. 400-500 civarındaymış bunlar. Bize opet sponsorluğunda takıldı bunlar. Biz para falan vermedik. Yoksa takmam ya 2 gülcem 1 sokak döncem diye.”

Taksici abi sağolsun beni eğlendirdi. İçtenliği, konuşkanlığı ile çok güzel bir yolculuk geçirdim.

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

The Bro Code – Delikanlılığın Kitabı!

brocodebook Almak istediğim kitaplar listesinde en başta ki yerini aldı The Bro Code. Daha önceki bir yazımda How I Met Your Mother dizisinden bahsetmiştim. Dizide ki Barney Stinson karakterinin The Bro Code diye bahsettiği bir kitap var. Kankalığın, kardeşliğin, delikanlılığın kitabı. Maddeler halinde güzelce yazılmış. Şans eseri araştırırken hem Türkçe 39 maddeyi buldum hem de kitabı nereden satın alabileceğimi. Buraya tıklayarak kitabın içeriğini görebilir, satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

  1. Kankalar hayat kadınlarından önce gelir. Kız arakadaşlar gelir ve gider ama kankalarınız her zaman yanınızdadır. Bu kural ihlal edildiği takdirde testesteron takımına karşı işlenmiş en büyük günah olarak anılacaktır.
  2. Asla son birayı içme.
  3. Asla kedi sahibi olma.
  4. Eğer büyük bir spor karşılaşmasına 2 biletin varsa öncelikli olarak diğer bileti vereceğin kişi…
    1. En iyi arkadaşların (Yakınlık derecelerine göre değişir)
    2. Daha önce tanıştığın birileri
    3. İş arkadaşların
    4. Postacı
    5. Kuryeci adam
    6. Nasa
    7. John Kerry
    8. Kız arkadaşın
  5. Doğumgünleri ve yılbaşlarında erkek arkadaşlarına vereceğin en güzel hediye bira olmalı.
  6. Arkadaşlarınla bir bara veya gece klübüne gittiğinde hayatında en az birkez onlara içki ısmarlaman şart.
  7. Şu yarışmalarda karşı tarafa hiç acınmaz ve merhamet gösterilmez. Sokak hokeyi, bilek güreşi, boks ve zıplama…
  8. Paranın olduğu her oyunda hile serbesttir.
  9. Asla vücut geliştirme anılarınızı diğer arkadaşlarınıza anlatmayın.
  10. Erkek erkeğe çıkılan bir gecede asla kız arkadaşınızdan gelen aramalara cevap vermeyin. Eğer kız arkadaşınız ölmüyor yada yanan bir arabanın içinde değilse tabii. Bu drumlarda da çabucak telefonu kapamaya bakın.
  11. Asla yatağını başka bir erkekle paylaşma.
  12. Sıcak bir jakuzi içinde 6 kişi isen maksimum 3 kankan olması gereklidir.
  13. İki kanka aynı anda dans etmemeli ve şarkı söylememelidir.
  14. Hiçbir kanka yaşı hakkında yalan söylememelidir. Sadece bu kural genç erkeklerden hoşlanan yaşlı bir bayan ortaya çıktığında bozulabilir.
  15. Bir kanka asla ellerini sallayarak yürümemelidir.
  16. Bir kanka asla bir kadının çantasını taşımamalıdır.
  17. Bir kanka asla güneşte yanmamalıdır.
  18. Bir kanka asla saçını boyatmamalıdır.
  19. Bir kanka asla bir film için ağlamamalıdır. Eğer karşısındaki kadını etkilemek için kullanacak ise bu durumu kural ihlali olabilir.
  20. Bir kanka asla 2 dilden fazla bilmemelidir.
  21. Bir kanka asla "işte buna ölürüm" cümlesini kurmamalıdır.
  22. Bir kanka asla ceket veya montsuz atkı giymemelidir.
  23. Bir kanka asla banyo sonrası başına sarık gibi havluyu sarmamalıdır.
  24. Bir kanka asla bluz giymemelidir.
  25. Bir kanka asla crocs giymemelidir.
  26. Bir kankanın asla patenleri olmamalıdır.
  27. Bir kanka asla kapri pantolon giymemelidir.
  28. Bir kanka asla takım elbise altına parmak arası terlik giymemelidir.
  29. Bir kanka asla fotoğraf çektirirken öpücük atmamalıdır.
  30. Bir kanka asla saçlarına gölge attırmamalı.
  31. Bir kanka asla pedikür yaptırmamalı.
  32. Bir kanka diğer bir arkadaşıyla banyoda konuşmamalı.
  33. İki kanka asla aynı şemsiyeyi kullanmamalı.
  34. Bir kanka kız dövüşü ortamda belirdiği zaman diğer kankası ile hemen irtibata geçmeli.
  35. Bir kanka bir ortamdaki kız popülasyonu hakkında abartılı anlatımlarda bulunmamalı. Ne görüyorsa onu söylemeli.
  36. Eğer bir kanka diğer kankasının sevgilisinin partisine gidiyorsa toplayabildiği tüm somut bilgileri toplamalı.
  37. Bir kanka asla ağlamaz.
  38. Kankasının eski sevgilisiyle ilişkide bulunamaz.
  39. Arkada hiçbir kankayı bırakma.
Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Nokia 6700 Lansmanı

Dün akşam Burcu Kaptan (Marjinal Reklam ve Tanıtım)’ın daveti ile Nokia 6700 Lansmanına gitmek için Burak Bayburtlu ile buluşup Nokia’nın bize sağladığı motor hizmeti ile denizden A’ija Hotel’e geçtik. Biz lansman için giriş yaptığımızda ortalık sakindi. Nokia lansmanında iphone ile fotoğraf çekmek biraz garibime gitse de durmadan ortamı fotoğrafladım.

Parça parça dün akşamı irdelemek istiyorum.

A’ija Hotel gerçekten şahane! Manzarası, personeli, temizliği, personelin titizliği (Burak garsonun üzerini kirletti, 2 dakika sonra garson temizdi) herşey muazzam derecede güzel.

Fonda durmadan çalan müzikler güzel seçilmiş. İnsanı sıkmıyor, üzmüyor, heyecanlandırmıyor. Tamamen ayakta tutucu güzel parçalardan seçilmiş. Seside kararındaydı.

Marjinal personeli çalışanlar konusunda iyi seçim yapmış (isimleri alan kişiler, ovi kaydı yapanlar…) konularında bilgi edinip insanlarla görüşüyorlardı.

Sahne alan sunucu Ebru Güzel maalesefki tamamen yanlış bir seçimdi. Bir sunucu çıkmadan önce elinde ki kağıdı ezberlemeli! sahnede kendisi doğaçlamalıdır. Çünkü okuduğu şey aslında O’nun ağzından yaptıklarıdır. Bu yüzden sunucu seçimini hiç hoş bulmadım. Ebru Güzel yerine; Tülin Şahin, Pınar Altuğ, Çağla Şikel seçilebilirdi.

Okan Bayülgen her zamanki konuşma kabiliyetini dün akşam da gösterdi. Başarılı bir şekilde hiç bir yere bakmaksızın abartısı olmadan yaptıklarını, nerelerde çekim yaptığını anlattı. Gerçekten 6700’la çektiği pozların bazıları muazzam.

Hale Caneroğlu’nun konseri ise lansmanın en güzel anıydı. Harika sesi ile gerçekten de herkesi eğlendirmeyi çok iyi başardı. Hatta albümünde çıkacak bir parçayı da paylaştı.

6700’a gelince. Görüntü itibari ile 6300 ın neredeyse aynısı. Bir çok ekstra özelliği mevcut ve 6300 a göre çok daha hızlı. Dahili OVI hizmeti ile çekilen fotoğrafları anında paylaşabiliyorsunuz. 5MP kamerası sayesinde çektiği fotoğraflar gerçekten güzel. Böyle ufak ve hafif bir cihaz ile yüksek kamera özelliği birleşince güzel bir ürün ortaya çıkmış.

Bu adreste Nokia 6700 ile çekilmiş lansman fotoğraflarını bulabilirsiniz.

 

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon