All posts by

Neden Paylaşıyoruz? Neden Paylaşmalıyız?

share2

Neden Sosyal Medya sorusuna cevap olarak verdiğimiz “insanlar paylaşıyor” cümlesine karşılık gelecek bir soru bu. Neden Paylaşıyoruz?

Hiç düşündünüz mü internette hangi bilgilerinizi veya neleri paylaşıyoruz? Doğum tarihimiz? Doğum yerimiz? Annemizin fotoğrafı? Okulda öğrendiklerimiz? Beğendiğimiz yemekler? Sevgilimizle diyaloglarımız? Kızgınlıklarımız? Nereye kadar sayabileceğimizi bilmiyorum.Fakat yapılan paylaşımlar ve bunların çeşitleri konusunda bir sınırımız olmadığını biliyorum.

Sosyal Medya’yı İstiklal Caddesi gibi görüyorum ben.Taksim Meydanı’ndan İstiklal’e girdiğiniz zaman ucu bucağı olmayan bir kalabalık ile beraber olursunuz. Gözünüz takılır insanlara, dükkanlara. Her tarzdan, her milletten insanı görebilirsiniz. Güzel ve çirkin insanlar. Zengin ya da fakir. Mavi saçlı, kızıl, sarışın… Benim açımdan sosyal medya uçsuz bir İstiklal Caddesi gibi. Her tarzdan insan. Fiziksel birşey yok karşınızda belki ama okurken, bakarken, izlerken veya dinlerken vücut buldurduğumuz insanlar var. Gerçek hayattan farkı ise; insanları gerçek yaşantıları ile değil, paylaşımları ile tanıyoruz veya tanımlıyoruz sadece.

Mesela sadece blogumu okuyan kişiler, beni sadece yazdıklarım kadar tanıyorlar! Ya da videolarımı izlemiş olanlar benim mimiklerimi ve şivemi öğrenebiliyorlar. Foursquare üzerinden beni takip eden kişiler gittiğim yerleri, nerelere uğradığımı ve hatta bazen ne yediğimi biliyorlar. Twitter’dan takip edenler yüzümü görmeden sadece 140 karakter ile ne söylersem o şekilde biliyorlar beni.

Yukarıdaki paragtafta aslında ben neden paylaşım yaptığımı az da olsa açıklamış oldum. Sosyal medyada var olmak sadece izlemekten ibaret değil benim için. İnsanları tanımak, kendimi tanıtmak, bildiklerimi paylaşmak ve eğlenmek. Kullandığım ağlar ve yaptığım paylaşımları takip eden kişiler aslında birebir benimle tanışıyorlar. Yazılarımdan karakterimi, mimiklerim ve şivem ile tarzımı, gittiğim yerler ile zevkimi öğreniyorlar. Bu sayede hem kendimi daha rahat tanıtıyor hem de insanlar ile ilişkide olabiliyorum.

Peki neden paylaşmalıyız?

Kendinizi İstiklal Caddesi’ndeki bir müzisyen gibi düşünün. Twitter, Facebook veya MySpace ile yaptığınız müzikleri yoldan geçen herkese dinletebilirsiniz. Hatta yoldan geçenden çok daha fazlasına!   Farklı müzikleri dinlemeyi seven biriyseniz caddeki sosyal ağlar sayesinde milyonlarca çeşitte müzik ve insanı dinleyebilirsiniz. Hatta garip enstürmanları bile keşfedebilirsiniz. Yol boyunca çektiğiniz fotoğrafları insanların görmesi için bir sergi salonuna koymanıza gerek yok! Ağlar sizin bu paylaşımınızı yapmanıza olanak sağlıyor! Flickr, deviantart, instagram  ile onyüzbinmilyon insana çektiğiniz fotoğrafları gösterebilir hatta yorumlarını alabilirsiniz. Anketör gibi düşünün.Yürüyüp insanlara “Pardon 1 dakikanızı alabilir miyim?” sorusunu online olarak soruyor ve yanıtları dijital olarak hem de çok daha fazla kişiden alabiliyorsunuz. Siyasal görüş veya fikirlerinizi insanlara mı duyurmak istiyorsunuz? Elinizde gazete ile insanlara uzanmak yerine yazdığınız yazıları caddenin bir ucundaki insana bile okutabilirsiniz. Caddenin diğer ucundaki insanın ne düşündüğünü de sosyal ağlardan öğrenebilirsiniz!

Neyi paylaşmalı veya paylaşmamalıyız?

İşte bu sorunun cevabını veren kişi ben değil siz oluyorsunuz! Çünkü sınırlarını sadece siz bilebilirsiniz. Fotoğrafınızdan, müziklerinize, beğendiğiniz videolardan, ses dosyalarına kadar herşeyin paylaşımı tamamen parmaklarınızın ucunda. Kişisel bilgilerinizi paylaşmak, sosyal ağlarda adınızla veya nickinizle olmanız bir şeyi değiştirmez. İnsanlar sizin adınınızı veya tipinizi değil, sizin paylaşımlarınızı takip ederler. Bir çok insan takip ettiği kişinin neye benzediğini, yaşını hatta cinsiyetini bile bilmiyor. Sadece takip edebildiği kadar tanıyor. Bu yüzden insanlara kendinizi nasıl tanıtmak istiyorsanız paylaşımlarınızı da o şekilde belirlemelisiniz.

Unutmayın! İnsanlar internette takip edebildikleri ve sindirebildikleri kadar sizi tanırlar.

(Fotoğrafları Google Images ile bulup arşive kaydetmiştim. O yüzden aldığım yerin adresini bilmiyorum)

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

videoLog : Doğum Günü Teşekkür Mesajı

DogumGunuTesekkur

Doğum günümü kutlayan, kutlamayan herkese çok teşekkür ederim. Herkese tek tek teşekkür etmek gerçekten çok zor. Herkese özel dil kullanmak da çok zor. Bu yüzden bugün bir video çekip herkese o şekilde teşekkür etmek istedim.

 

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Sosyal Medya’da Blog Yazmak!

Ne sıklıkla paylaşım yapıyorsunuz? Veya her seferinde geleneksel medyaya karşı savunduğunuz sosyal medyada düzenli paylaşım yapan kaç kişiyi tanıyorsunuz? 5 kişi sayabilir misiniz? Ben sayamam. Çünkü ben de düzenli paylaşım yap(a)mayan sosyal medya insanlarından biriy(d)im.

Sosyal medya şöyle, bloglar böyle, Twitter’da, Facebook’da herşeyi anlık takip edebiliyoruz, gazeteler çok rerörö, televizyonlar güvensiz haber yapıyor, medya yanlı v.s niğdaları atıyoruz her fırsat bulduğumuzda.

Öyle twitter kullanıcıları veya öyle bloglar varki bir gazetenin veya derginin tirajından daha çok takipçiye hitap ediyorlar. Bazı kullanıcıların oluşturduğu videolar televizyondaki yayınlardan çok daha fazla izleniyor. Müzik videoları Youtube’da milyonlara ulaşıyor. Hem de ünlü olmaya gerek olmadan! Peki gerçekten geleceği sosyal medyada görmemiz geleceğin sosyal medyada olması için yeterli mi? Yoksa onbinmilyonyuz kisiye hitap ederken duzenli mi olmak gerekiyor?

Yazımın konusu takip ettiğimiz kişilerin düzenleri ve kendi düzenlerimiz hakkında. Hangimiz veya hangi tanıdığınız bir köşe yazarı gibi düzenli olarak blogunun köşesini yazarak okuyucularına hitap ediyor? Hemen cevap hazır değil mi? Ama onlar bu iş için para alıyor! Evet ama sen bu iş için para almayacağın bir mecradasın! Kendi çöplüğündesin! Kendi kendine para vermek veya vermemek senin tercihin fakat okuyucu seni takip etmeyi seviyor. Sen okuyucuya en az bir köşe yazarı kadar değer vermelisin. Köşe yazarının sağladığı düzeni blogunda sağlamalı ve ondan sonra köşe yazarını hedef alman gerekiyor.

Ben de şimdiye kadar, aman geleneksel medya şöyle, aman böyle diyen kitledeydim. Evet geleneksel medya şöyle böyle. Ama biz sosyal medya insanları geleneksel medyadan nasıl daha üstünüz? Onlardan üstün olabilmek ve medya kelimesinin hakkını verebilmemiz için geleneksel medyanın özelliklerine sahip olmak ve ondan sonra üstün özelliklere ihtiyacımız yok mu? Anlık olabildiğimiz gibi güncel de olmamız gerekmiyor mu?

İnsanlar blogumu bir süredir takip ediyorlar fakat onların girdiği sıklıkla ben içerik paylaşmıyorum. Günün 18-20 saatini online geçiren bir insan olarak blogumda düzenli yazı paylaşmıyor olmak aslında kendime ve bloguma zarar verdiği gibi takipçilerinde benden soğumasına sebep oluyor. (Zaten yazı yazmıyor! Niye takip edeyim?)

Geçen hafta Sosyal Medya TV programında @azizkedi bu konu hakkında çok güzel konuştu. İnternette paylaşım yapanlar gazete veya televizyonda köşe sahibi veya program sahipleri gibi düzenli paylaşım yapmıyorlar. Çok doğru söylüyor. Ben de bu sebepten güncellemelerimi rutine bağlama kararı aldım. Artık her Pazartesi ve Cuma kesin olarak blogumda kendi köşemi hazırlıyor olacağım. Bazı zamanlar da Fatih Çekirge gibi ‘Yarını bekleyemedim’ diyerek ekstra blog yazıları yazıyor olacağım.

Pazartesi ve Cuma günleri görüşmek üzere…

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

videoLog Bölümlerini Nasıl Hazırlıyorum?


Arada denk geldiğim garip şeyleri çekerek aslında istemeden de olsa pek cesaret edemediğim video blog olayını yapmış bulundum. Yaptıkça ve yeni videolar çektikçe keyifli hale gelmeye başladı.Dün iletişim formundan videoları nasıl hazırladığım konusunda bir soru gelmiş. Bu yazımda o videoları nasıl hazırladığımdan bahsedeceğim.

Öncelikle iPhone 4 kullanıcısıyım. Bu tabii ki bir standart değil. Video çeken herhangi bir telefon veya video kamera ile kendi videonuzu rahatlıkla çekebilirsiniz. Ben videolarımı iPhone 4′deki dahili kamera uygulaması ile çekiyorum.
Videoları çekerken dikkat ettiğim nokta çok sesli veya yankılı yerde olmamak. Olabildiğince orta seviyede sesle konuşuyorum. Daha sonra sesi videoyu montaj yaparken arttırıyorum.

Montaj yapmak için iMoviye uygulamasını kullanıyorum. iMovie sadece Mac kullanıcılarının kullanabildiği (yada sanal kurulum ile windows üzerinde) bir uygulama. İçerisinde hazır bulunan geçiş efektleri ses efektleri müzikler yazı efektleri ile çok kullanışlı. Windows bilgisayarınızda bu montaj işlemini Movie Maker ile yapabilirsiniz. ( daha profesyonel yaklaşmak isterseniz tabii ki Adobe Premier gibi uygulamalar da kullanabilirsiniz)

Videoların açılış jeneriği iMovie içerisinde bulunan standart yazı efektlerinden biri. Aynı şekilde açılışta kullandığım müzik de kullanım haklarının açık olduğu ve iMovie içerisinde gelen müziklerden. Böylece amatör olarak yaptığım video blog çekimler için hiç bir maliyet gerekmemiş oluyor. Süreç çok hızlı işliyor. Önemli olan videoda işleyeceğim konu. Konuyu belirledikten sonra hızlıca çekimi yapıp takip eden zaman içerisinde montajı hallediyorum ve Youtube kanalıma yüklüyorum.

Youtube kanalım için buraya tıklayabilirsiniz. videoLog çekimlerim içinse buraya tıklayabilirsiniz.

 

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

videoLog: Rüzgar Sesi Çıkartan Zamazingo

RuzgarZamazingosu

Sosyal Medya TV çekimleri sırasında Olimbera grubu sahne aldı. Olimbera inanılmaz güzel şarkıları olan ve çeşitli tarzlar ile Kemençe’yi birleştirebilen bir grup. Yayına çıkmadan önce kullandıkları garip bir alet ile tanıştım. Sallandığı zaman rüzgar sesi çıkartan bu alet çok keyifli. İnceledim!

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon