All posts in Blog Yazı Dizisi

Sosyal Medya’da Blog Yazmak!

Ne sıklıkla paylaşım yapıyorsunuz? Veya her seferinde geleneksel medyaya karşı savunduğunuz sosyal medyada düzenli paylaşım yapan kaç kişiyi tanıyorsunuz? 5 kişi sayabilir misiniz? Ben sayamam. Çünkü ben de düzenli paylaşım yap(a)mayan sosyal medya insanlarından biriy(d)im.

Sosyal medya şöyle, bloglar böyle, Twitter’da, Facebook’da herşeyi anlık takip edebiliyoruz, gazeteler çok rerörö, televizyonlar güvensiz haber yapıyor, medya yanlı v.s niğdaları atıyoruz her fırsat bulduğumuzda.

Öyle twitter kullanıcıları veya öyle bloglar varki bir gazetenin veya derginin tirajından daha çok takipçiye hitap ediyorlar. Bazı kullanıcıların oluşturduğu videolar televizyondaki yayınlardan çok daha fazla izleniyor. Müzik videoları Youtube’da milyonlara ulaşıyor. Hem de ünlü olmaya gerek olmadan! Peki gerçekten geleceği sosyal medyada görmemiz geleceğin sosyal medyada olması için yeterli mi? Yoksa onbinmilyonyuz kisiye hitap ederken duzenli mi olmak gerekiyor?

Yazımın konusu takip ettiğimiz kişilerin düzenleri ve kendi düzenlerimiz hakkında. Hangimiz veya hangi tanıdığınız bir köşe yazarı gibi düzenli olarak blogunun köşesini yazarak okuyucularına hitap ediyor? Hemen cevap hazır değil mi? Ama onlar bu iş için para alıyor! Evet ama sen bu iş için para almayacağın bir mecradasın! Kendi çöplüğündesin! Kendi kendine para vermek veya vermemek senin tercihin fakat okuyucu seni takip etmeyi seviyor. Sen okuyucuya en az bir köşe yazarı kadar değer vermelisin. Köşe yazarının sağladığı düzeni blogunda sağlamalı ve ondan sonra köşe yazarını hedef alman gerekiyor.

Ben de şimdiye kadar, aman geleneksel medya şöyle, aman böyle diyen kitledeydim. Evet geleneksel medya şöyle böyle. Ama biz sosyal medya insanları geleneksel medyadan nasıl daha üstünüz? Onlardan üstün olabilmek ve medya kelimesinin hakkını verebilmemiz için geleneksel medyanın özelliklerine sahip olmak ve ondan sonra üstün özelliklere ihtiyacımız yok mu? Anlık olabildiğimiz gibi güncel de olmamız gerekmiyor mu?

İnsanlar blogumu bir süredir takip ediyorlar fakat onların girdiği sıklıkla ben içerik paylaşmıyorum. Günün 18-20 saatini online geçiren bir insan olarak blogumda düzenli yazı paylaşmıyor olmak aslında kendime ve bloguma zarar verdiği gibi takipçilerinde benden soğumasına sebep oluyor. (Zaten yazı yazmıyor! Niye takip edeyim?)

Geçen hafta Sosyal Medya TV programında @azizkedi bu konu hakkında çok güzel konuştu. İnternette paylaşım yapanlar gazete veya televizyonda köşe sahibi veya program sahipleri gibi düzenli paylaşım yapmıyorlar. Çok doğru söylüyor. Ben de bu sebepten güncellemelerimi rutine bağlama kararı aldım. Artık her Pazartesi ve Cuma kesin olarak blogumda kendi köşemi hazırlıyor olacağım. Bazı zamanlar da Fatih Çekirge gibi ‘Yarını bekleyemedim’ diyerek ekstra blog yazıları yazıyor olacağım.

Pazartesi ve Cuma günleri görüşmek üzere…

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Blogunuzun Tanıtımı ve Duyurulması

Blogun ne olduğunu anladık, sistemimizi kurduk, temamızı beğendik (veya yaptık), eklentilerimizi kurduk. Şimdi sıra blogumuzu duyurmaya geldi.

Ortalıkta fazla sitenin olmadığı, herkesin kendine site açmadığı zamanlarda çeşitli zincirler vardı. Webring adı verilen bu sistemler sayfanıza bir kod eklettiriyordu. sayfanızın bazı kısımlarında çalışan bu kodlar bir önceki bir sonraki şeklinde sitelerin değişmesini sağlıyordu. Çok alakasız bir siteden sizin sitenize geçilebildiği gibi, sizin sitenizden de alakasız sitelere geçiş yapılabiliyordu.

Webring furyasının bitmesine yakın bir siteyi duyurmanın en güzel yöntemi toplistleri kullanmaktı. Sayısız topliste sitemizi ekler, 88×31 bannerları web sayfamızın kıyısına köşesine koyar ziyaretçilerin gelmesini beklerdik. Hatta kayıt olunan toplist sayısı o kadar çok olurdu ki renksiz ve durgun sayfalar bile toplistlerin bannerları ile canlanır şenlenirdi.

Daha sonra bireysel olarak siteleri duyurma şekli yavaş yavaş değişti. Toplist furyası da yerini link değişim sitelerini bıraktı. Siz sayfanıza bir kod koyuyorsunuz. Sürekli değişen şekillerde sayfanızda linkler, bannerlar değişiyor aynı şekilde başka birinin sayfasında da sizin siteniz çıkıyordu.

Sosyal paylaşım sitelerinin artması ile arkadaşlık kurmalar, birilerini takip etmek, izlemek çok basit hale geldi.Facebook’da ana sayfanızda arkadaşlarınızın neler paylaştığını görebiliyor, twitter üzerinden sizi takip eden kişilere paylaşım yapabiliyor, friendfeed ile paylaşımlarınızı anlık yorumlara sunabiliyorsunuz. İşin güzel yanı büyük sosyal paylaşım sitelerinin hepsinin google ile bağlantılı çalışması. Bağlantılı çalışmaktan kastım arama sonuçlarında çıkmaları. Twitlediğiniz bir içerik çok kısa sürede google’da çıkmaya başlıyor.  Profiliniz herkese açık ise aynı şekilde friendfeed, cliqset v.b sitelerdeki paylaşımlarınızda google daki yerini alıyor.

Yani sosyal paylaşım sitelerindeki varlığımız kendi paylaşımlarımızın veya takip ettiklerimizin yanında hazırladığımız blogumuz için de iyi bir paylaşım ve çıkış noktası. Yazdığımız bir yazıyı friendfeed’e yollamamız (rss veya bookmarklet ile), facebook’da paylaşmanız, twit atmanız, yüzlerce, hatta binlerce kişinin o yazıdan haberdar olmasını, tıkladıklarında sitenize ulaşmasını sağlayabiliyor.

WordPress blogunuza kuracağınız SEO eklentileri sitenizin arama motorları tarafından tanınmasını sağlayacaktır. Daha önceki eklentiler yazımda bahsettiğim Site Map eklentisi sayesinde arama motorlarına iyi bir ev sahibi olabilirsiniz. SEO konusu çok detaylı bir konu. Bu yüzden SEO konusuna bu güzel site sayesinde daha yakın olabilirsiniz.

Eskiden moda olmuş dediğim ama hala kullanılan yöntemlerden biri de link değişimi. Bloglar arasında link değişimleri başka sitelerden sitenize ziyaretçi gelmesini sağlayabilir.

Yukarıdaki ekran görüntüsü burak.com‘dan dost bağlantılar bölümünden.

Ayrıca bloglar arası link değişimi için BlogKüme gibi güzel sistemler de mevcut. Bu tarz sistemler sayesinde diğer bloglardan da ulaşabiliyorsunuz.

Blogunuza yazdığınız yazılar, kullandığınız başlık ve belirlediğiniz etiketler de arama motorları konusunda çok önemli. Çok aranan kelimelere sahip içerikleriniz varsa arama motorlarından sitenize bir çok ziyaretçi gelebilir.

İmaj Kaynak : http://www.digitalbirmingham.co.uk/news/best-uk-blog-is-from-birmingham

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Blogunuz İçin Öncelikli Eklentiler

Bir önceki yazımda blog açmadan önce ve açtıktan sonra konusunu paylaş ve bundan sonraki yazılarımın (bu yazı dizisi için) WordPress üzerine olacağını belirtmiştim.

Blogumuzu kendi alanımıza yükledik. WordPress’i kurduk. (Bununla ilgili bir video anlatım hazırlayacağım). Peki blogumuzun içeriğinin dışında(!) hangi eklentileri kullanmalıyız? Bazı eklentileri neden kullanmamız gerektiği ile açıklayacağım bu yazımda.

Continue reading →

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Blog Açmadan Önce, Açtıktan Sonra

blogornotblog

Daha önceki yazımda “Blog Nedir?“‘i anlatmıştım. Blogun ne olduğunu anladık. Peki ne yapacağız?

Kendimize bir blog açmadan önce ilk düşüneceğimiz şey tasarımı veya alt yapısı değil. O blogun sürekliliğinin olup olmayacağıdır. Yani blogunuzu takip edecek kişileri memnun edebilecek misiniz? Sizi takip edenler güncel olarak yazılarınızı görebilecek mi? Kendinizi blog yazmaya (bir köşe yazarı gibi) adayabilecek misiniz? Öncelikle bu sorulara yanıt vermeniz gerekiyor. Çünkü eğer bu sorulara cevabınız olumsuz ise blog yazma konusunu 2 kere düşünün.

Bu sorulara verdiğimiz yanıttan sonra artık blogumuzu açabiliriz. Blogumuzu ücretli veya ücretsiz servislerden faydalanarak bir kaç dakika içerisinde hazır hale getirebiliriz.

  • Ücretsiz olarak wordpress.com, blogger.com, blogcu.com gibi servisleri kullanabilirsiniz.
  • Ücretli olarak da kendinize ait bir alan adı ve hosting hesabına sahip olmamız gerekiyor. (Hayır şart değil! Sadece alan adı alıp wordpress.com üzerinden de ücretli hesap aldığımızda da böyle bir servis kullanabiliyoruz)

WordPress ve Blogger’ın Türkçe desteği mevcut. Ayrıca blogcu.com ‘da Türk servisi. Bu yüzden yabancı diliniz yeterli olmasa bile blogunuzu oluşturabilirsiniz.

Ücretli olarak kendinize bir blog oluşturacaksanız eğer çeşitli h o s t i n g firmalarından kendinize bir hosting alıp ve çeşitli d o m a i n firmalarından kendinize bir alan adı alıp başlayabilirsiniz. Bu arada bu ikisini tek bir yerden de alabileceğiniz b a z ı firmalar blog alt yapısı kurulu halde size paketlerde sunuyorlar.

Blog yapısı için kullanabileceğiniz çeşitli yazılımlar mevcut. WordPress, Typepad, Drupal, Movable Type… Genelde blog alt yapısı olarak kullanılan sistem WordPress oluyor. Çünkü typepad geliştirici sayısının azlığından kaybederken, drupal’de blog’dan daha çok tam manasıyla bir içerik yönetim sistemi olarak çalışıyor. Bu yüzden eğer çok kullanıcılı farklı içerik yapılı bir blog düşünmüyorsanız drupal’in özelliklerinin gözünüzü boymasına izin vermeyin.

Yukarıda saydığım yazılımları kendiniz kurabiliyorsunuz. Bunun içinde bahsettiğim gibi kendinize bir alan adı ve hosting almanız gerekiyor.

Farklı sistemler için çok farklı tema seçenekleri mevcut. Bu temaları ücretsiz ve ücretli olarak bulma şansına sahipsiniz.  Wordpress için ücretsiz olarak  http://wordpress.org/extend/themes/ , http://www.skinpress.com/category/wordpress/ veya google aramasından çıkan sayfalardan tema edinebilirsiniz. Ücretli olarak da elegantthemes, woothemes gibi tema üreticilerinden bulabilirsiniz.

premiumThemes

Sistemimizi hazırladıktan sonra artık yayına hazırız. Güncel tutmamız gerektiğini bildiğimiz, her çeşitten insan tiplerinin takip edebileceği, okuyabileceği bir bloga sahibiz artık.

Blogumuzu açtıktan sonra yapmamız gereken aslında 1. paragrafta bahsettiğimden fazlası değil. Sürekliliği sağlamak çok önemli. Kendimize ait bir tarzımız olduğunu unutmamız lazım. Birbirinden alakasız veya bizden alakasız blog yazılarımız takipçilerimizi kaçırabilir.

Hatta bu konu ile ilgili friendfeed üzerinden  Erdal Kaplanseren‘in açtığı bir başlık var.

ErdalKaplanseren

Bundan sonraki yazılarım ağırlıklı olarak WordPress alt yapısı üzerine olacaktır…

Sonraki Yazı  - Blogumuz İçin Öncelikli Eklentiler

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Blog Nedir?!

blog

Öncelikle bir şeyi tartışmak için o şeyin ne olduğunu bilmek iyice araştırmak gerekir. Son zamanlarda dillerden düşmeyen blog(lar) konusunu bir irdeleyelim.

Bir konu hakkında araştırma yapacağım zaman ilk iş olarak başvuracağım iki kaynak vardır. ek$i sözlük ve wikipedia. Bu iki siteye de güvenmemin sebebi içeriklerinin senin benim gibi kişiler tarafından oluşturulması. Yani genelde yazılanların gerçek olması…

ek$i’de blog nedir için buraya, wikipedia’da blog nedir için buraya tıklayabilirsiniz.

Blog (Türkçeağ günlüğü) veya Weblog (TürkçeAğ kütüğü) teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeyen web siteleridir.

İngilizcedekiweb” ve “log” kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış adıdır.

Bana göre de blog kişinin paylaşmak istediği herşeyi kendine ait bir sayfa üzerinde kendi yorumlarıyla paylaşmasıdır. Bu paylaşılan yazılar çeşitli kişilerce takip edilebilir. Blog yazarı (blogger) takipçilerinin taleplerine göre yazılarına yön verebilir.

Bir blogun içeriği illa belli konulara sahip olmak zorunda değildir. Kişi kendine ait loglarını(!) dilediği gibi paylaşabilir. Bir gün müzik paylaşırken ertesi gün teknolojik bir ürünü yazabilir. Blog içeriğinden tamamen sahibi sorumludur ve içeriğinin ne olacağına sahibi karar verir.

Bloglar da türlere ayrılır. Kişisel,  temasal, toplu ve şirket blogları..

Kişisel bloglara örnek olarak; ben, Fatih Taşkıran, Cihan Kaloğlu,  M. Serdar Kuzuloğlu, Alp Solak, nucro verilebilir. Yani kişinin sadece bir konuya odaklanmadığı, çeşitli konularda yazdığı bloglardır.

Temasal bloglara örnek olarak; Burak Bayburtlu (teknoloji), Eren Kumcuoğlu (pazarlama stratejileri), Burcu Tüzün (pazarlama), Ben Bugün Bunu Öğrendim (Sağlık ve Bilgilendirme), Organik Futbol (futbol) verielbilir. Yani sadece bir konu üzerine yoğunlaşan bir konsepte sahip bloglardır.

Toplu bloglara örnek olarak; Aceminin iPhone Rehberi, The Next Web, Webrazzi verilebilir. Yani birden fazla kişinin yazılarını paylaştığı, genelde tematik içerikli bloglardır.

Şirket bloglarına örnek olarak; Tart, Turkcell, Gittigidiyor, Wanda Digital verilebilir. Yani şirketsel paylaşımların yapıldığı bloglardır. Bir veya birden çok yazarı olabilir.

Sonraki Yazı – Blog Açmadan Önce, Açtıktan Sonra

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon