Nasıl başlamalıyız? – Hayal Dünyasından Gerçeğe 2

Bu yazı bir önceki yazının devamıdır. Bu yüzden önceki yazıyı okumadan bu yazıyı okumanız, kitabın sayfalarını atlayarak okumanıza benzeyecektir. Yazının …

Bu yazı bir önceki yazının devamıdır. Bu yüzden önceki yazıyı okumadan bu yazıyı okumanız, kitabın sayfalarını atlayarak okumanıza benzeyecektir. Yazının birici bölümü için tıklayın.

“Artık geliştirme vaktinin geldiğini düşünüyorsan yanılıyorsun. İşin sahibi olarak işin geliştirilmesinden satışına kadar olan tüm noktalarda en sorumlu ve en bilgili kişi sensin ve sen olmak zorundasın.”

Bir işe başladığında -ki bu hangi iş olursa olsun- her zaman yalnız kalacağını düşünerek hareket etmeli, öğrenmeli ve kendini ona göre hazırlamalısın. Çizimlerden, programlamaya, muhasebeden, satışa kadar her konuda bilgin olmalı. Bilinçsizce yorum yapabilesin diye değil, yeri geldiğinde işine sahip çıkabilmen için tüm adımları senin de biliyor olman gerekiyor.

Fikrimiz var. Hayallerimizde bazı şeyler de kurduk ve oturttuk. Şimdi gelin hayallerimizi yazıya ve çizime dökelim.

İlk işimiz aklımızdaki herşeyi ama herşeyi kağıda dökmek. Birbirini takip eden, anlamlı yazılardan bahsetmiyorum. Notlar alın, işinizi anlatın. ‘Ne iş yapıyorsun sen evladım’ diye soran aile büyüğünüze anlatır gibi anlatın. Önemli gördüğünüz, kiritik noktaları yuvarlak, kare gibi sembollerle süsleyin. Renklendirin. Yazdığınız anlatımlarınızı tekrar tekrar okuyun, kendinizi düzeltin.

Şimdi biraz anlamlandırma vakti. Yeni bir sayfaya anlamsızca karaladığınız ama aslında anlamlı olan notlarınızı düzenleyerek aktarın. İşin tanımı, amacı, hedefleri, neler yapacağı, neye fayda sağlayacağı, kimlerin kullanacağı, ne kadarlık bir ekibe ihtiyacınız olacağı…

Az da olsa herşey biraz daha şekillenmeye başacaktır. Kafanızdaki hayalleriniz de şekillenecek, düzenlediğiniz yeni sayfaların da tam düzenli olmadığını farkedecek, kendi kendinize revizeler vereceksiniz. Sıkılmayın.

Dağınık notlarınızı ve düzenlediğiniz notları tekrar tekrar okuyun sıkılmadan. Zaten sıkılma lüksünüz yok. Bu noktaya kadar geldiyseniz sıkılma lüksünüzün olmadığını da artık kabullenmenşiz gerekiyor.

Bu arada buraya kadar anlattığım ve bundan sonra anlatacağım kısımların 1-2 saatlik süreçler olduğunu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. E işimize başladık. Hayal dünyasından da çıkalım.

Şimdi biraz eğlenceli, biraz özendirici araştırmanın vakti. Yaptığımız işe benzer sistemlerin neler sunduğu, tasarımlarının nasıl olduğu, maillarının neler içerdiğini inceleme zamanı. Kullanıcıya nasıl ulaşıyorlar, nasıl renkler sunuyorlar, nasıl hitap ediyorlar. Yerli, yabancı onlarca, yüzlerce siteyi incelemeniz gerekiyor. Ufkumuz ne kadar açılırsa, işimiz de o kadar güzel oluyor çünkü.

Yerli, yabancı servisleri gezerken yeni bir sayfaya da notlarımızı, çizimlerimizi, karalamalarımızı yapıyor olacağız. Daha sonra dönüp siteyi bulmaya çalışmaktansa, kendi anlayacağımız dilde çizimler yapmak işimizi kolaylaştıracak. Ben bu noktada ekran görüntüsü alıp, ekran görüntüsüne not almayı tercih ediyorum. Hem daha akılda kalıcı oluyor hem de dijital olarak her yerden ulaşabiliyorum.

İlk aldığımız notlarımız ile inceleme yaptığımızda aldığımız noktalarımızı birleştirme vaktimiz geldi artık. Hangi kısım için neler uygun, nerelerde neler sunacağız hepsi notlarımızda kuş bakışı olarak mevcut.

‘Artık başlayalım!’ diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Aceleci olma lüksümüz şu aşamada yok. (İleride olması gerekecek.)

Şimdi giril sayfamızdan, bilgilendirme, sıkça sorulan sorular sayfasından, kullanıcı panellerine, bir butona tıklandığında ne olacağından, kullanıcının hesabını silme butonunu nereye koyacağımıza kadar herşeyi çizme vaktimiz geldi.

Korkma. Senden Art Director olmanı, profesyonel çizimler yapmanı beklemiyor kimse. Ama sen anlamsızca karalamalar yapma diye elin adamı on numara servis yapmış. Kullan. Lucid Chart flow, şema, wireframe ve daha bir çok iş için çizim yapabileceğin dünyanın en basit uygulamalarından biri. Tarayıcı tabanlı çalışıyor ve ekip arkadaşlarınla beraber güncellemene de olanak sağlıyor. Hatta kendi içinde bazı örnekleri bile var.


Lucid Chart ile sayfa sayfa, hangi butona basıldığında ne olacağını tek tek hayallerindeki gibi çizmen lazım. Bunu bir prototip olarak düşünebilirsin. Sonuçta hayaller senin hayalin, iş senin işin. İşini tasarlayacak kişiye de programlayacak kişiye de en iyi aktarım yolu aklındakileri birebir aktarmaktan geçiyor. Konuşarak değil çizerek.

Elbette çizdikçe çizeceksin, kendini düzenleyeceksin, notlarında hatalar farkedip düzelteceksin. İşin asıl çizim sırasında gerçekten ortaya çıkacak fakat geçtiğimiz sıkıcı dönem işimiz ortaya çıktıkça keyifli gelmeye başlayacak. Çünkü çizgilerden de oluşsa, ürünün önünde hazır ve çalışıyor gibi gözükecek.

Şu ana neler düşünüyorsun bilmiyorum ama eğer heyecanlı değilsen yeni işinle ilgili, hala geri dönüş şansın var. Daha doğrusu geri dönüş şansın az da olsa var. Bu zehri tattıktan sonra kaçabileceğini hiç zannetmiyorum.

Keep reading

More >