Hayal Dünyasından Gerçek Startup Kafasına

En baştan belirteyim. Bu yazı uzun. Hatta tek parça bile değil. Bu daha birinci parçası. Öğle arasında, trafikte ya da evinizde boş zamanınızda okuyun. İşinizden gücünüzden olmayın.

İlk boş anınızda elinize sevdiğiniz bir içeceği alın ve ne yapıyorsanız 30 dakikalığına bırakın. Biraz hayallere dalın.

Continue reading “Hayal Dünyasından Gerçek Startup Kafasına”

Müstakbel Girişimcinin Girişmeden Önce Öğrenmesi Gereken 5 Şey!

Son yılların popüler konusu girişimcilik, daha önce benim de bahsettiğim ve onlarca yazıda da bahsedildiği gibi aslında kolay bir konu değil. Girişimci olmak cesaret, özgüven ve gerçek manada inanç isteyen bir konu.

Etohum blogunda gördüğüm “İLK GİRİŞİMİNİ HAYATA GEÇİRENLERİN KARŞILACAĞI 5 DURUM” yazısı, beni kendi tecrübelerime dayanan “Girişmeden önce öğrenilmesi gereken 5 şey” listesini yapmaya yönlendirdi.

Continue reading “Müstakbel Girişimcinin Girişmeden Önce Öğrenmesi Gereken 5 Şey!”

Bir ‘post’ İçin Ne Paralar Dönüyor Fenomen Ekonomisi İşte Böyle İşliyor

Bu röportaj 24 Eylül 2016 tarihinde Hürriyet Gazetesi yazarı Sibel Arna tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bir zamanlar reklam pastasının yüzde 90’ı gazeteler, televizyonlar ve billboard üzerinde dönerken şimdi bu oran yüzde 50’lere kadar düştü.

Geri kalan para sosyal medya, dijital reklam, yani Facebook, Google ve YouTube gibi kanallar üzerinden harcanıyor. Peki “parayı kim kazanıyor” derseniz sosyal medya üzerinden ünlü olan fenomenler ve hali hazırda ünlü olup sosyal medyasını iyi yönetenler. Türkiye’nin önemli ‘influencer’ ve ‘celebrity marketing’ (şöhret sosyal medya yönetimi) ajansı Unite.ad’nin kurucu ortağı Arman Acar ile sosyal medya ekonomisini, son fenomen Kerimcan Durmaz ile Snapchat sonrası gelen şöhretini konuştuk.
Continue reading “Bir ‘post’ İçin Ne Paralar Dönüyor Fenomen Ekonomisi İşte Böyle İşliyor”

Mahremiyetimizin Kullanımına Esprili Bir Yaklaşım

Geçen hafta ne paylaştığınızı biliyor musunuz? Ya da geçen ay? Peki Twitter’da 3200 tweetten önce neler yazdığınızı? Facebook’ta geçen yıl ayrılıp barıştığınızın bilgisini paylaştığınızı? Bir banka, hastane veya bir marka hakkında yaptığınız eleştirileri? Birisini hedef alan paylaşımlarınızı ne kadar hatırlıyorsunuz?

Ben genelde rutin olarak belirli zamanlarda (aylık olarak) yaptığım tüm paylaşımları veya girdiğim uygulamaları mutlaka inceliyorum. Kendi hazırladığım ve bilgisayarımda çalışan bir sistem sayesinde Twitter üzerindeki paylaşımlarımı da saklayabildiğim kadar saklıyor ve zaman zaman kişisel paylaşımlarımdan analizler yapıyorum. (Şimdiye kadar 9800 tweetimi kaydetmişim) Zamanında eleştirdiklerimi, övdüklerimi, sevdiklerimin analizlerini çıkartıp şimdiki halimle karşılaştırıyorum. Aslında kendime hatırlatma yapıyorum. Eski fotoğraflara bakarcasına kendime anılarımı anımsatıyorum.

Peki ya benim gibi olmayanlar? Yani internet kullanıcılarının çok büyük çoğunluğu paylaşımlarını ne kadar hatırlıyor veya ne kadar kontrol altında tutuyor? Merak etmeyin önceki yazılardaki sonuçları tekrar paylaşmak niyetinde değilim. Konunun özünü ve neden önemli olduğunu kısa bir video ile sizlere sunmak istiyorum. Sonrasında karar sizin.

Kim, Ne Düşünüyor? Sosyal Mahremiyet 2

Sizleri farklı meslek gruplarından kişilerin yorumlarımları ile baş başa bırakıyorum.

Serhat AYAN – Gazeteci @serhatayan

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Genellikle Facebook gibi sosyal medyada gerçekten fiziksel olarak tanışmadığım insanlarla karşılıklı konuşmamaya dikkat ediyorum. Dışarı karşı yazdıklarım işle alakalı şeyler oluyor ki bunlar için çok fazla kısıtlamaya gitmek istemiyorum. Yeterince aile ortamı kurduğum bu ağlarda kendimi kısıtlamaya da gerek kalmıyor.

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mahremiyet kavramı aslında kuşaklardan kuşaklara değil, devirden devire değişiyor. Yani aslında 50 yaşının üstündekiler şöyle davranır ötekiler böyle davranmaz yaklaşımı yanlış. Onun yerine 70li yıllarda bunu yaparlardı, 80lerde olay şuna dönüştü şu anda böyle gibi bir yaklaşım olabilir. Kuşak farkı olarak adlandırılan şey bir zamandan diğerine geçememiş, eskide kalmış biri olabilir.
Bu dönemde yapılması gereken en önemli şey bir adım sonrasını değerlendirebilecek kadar, yeterince paranoyak olmak. Mesela bir resim koyduğunuzda 2 sene sonra o resim ne ifade edecek, 5 sene sonra ve 10 sene sonra bu resmi görenler sizin için ne düşünecek bunu iyi hesaplamak lazım. Bunun yanında üniversite camiasında sizi eğlendiren bu resmin iş ortamınızdaki yöneticileriniz veya sizi işe almadan önce bir de sosyal medyaya göz atmak isteyecek insan kaynakları yöneticisi nezdinde ne ifade edeceğini hesaplayabilmek lazım.
Bunları kuşak farkının getirdiği farklı düşünce kalıpları olarak değil, tecrübenin getirdiği “kararında paranoya” olarak algılarsak belki daha iyi olur.

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
İnsanların düşünceli davrandığını umuyorum. O kadar da güvenli olmayan bir internet ortamında yanlış ellerde kötü emellere alet olabilecek bir resmin dolaşması elbette çok şık olmazdı. Ama ben bu riskleri alıyorum diyen insanlara neden bunu yapıyorsunuz demek de yanlış olur. Ben yaptıklarının sorumluluklarını alabilecek bir kişi olarak kendi resimlerimi ona göre koyarım. Ama kardeşimin sünnet olurken çekilmiş resimlerini internete koymam veya koyarsa muhtemelen tepki gösteririm.

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Genelde paylaşımlarım yüzünden bir sorun yaşadığım söylenemez. Ama bazı sosyal medya uygulamalarının benim paylaşımlarımı kullanması benim en büyük derdim. Eğer böyle bir şey yaparsa bedelini ödemesi gerektiğini düşündüğümden buna özellikle dikkat ediyorum

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
En yüksek limit koyduğum paylaşımlarımı Facebook üstüne, en geniş paylaşımlarımı ise Frendfeed üstünden yapıyorum. Benim için Facebook aile ortamı, friendfeed ve twiter ise iş ortamı…

Kahraman UĞURLU @kahramanugurlu

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Oldukça dikkat etmeye çalışıyorum. Kullandığım sosyal paylaşım sitelerine üye olduktan sonra mutlaka gizlilik ayarlarına bakıyorum… Habersiz iletişim bilgilerimi kullananlardan ise kaçınıyorum… Paylaşımlarımla ilgili 2-3 adet kırmızı çizgilerim var. Onlar haricinde genel paylaşım yapıyorum…

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Buna en güzel örnek amcam yaşlarında birisine “şöyle bir site var üye ol, çok faydası var” dediğimde bana cevabı : Ben darbe görmüş adamım hiç bir şeye üye olmam” olmuştu… Bir şey diyememiştim…
Hemen her sosyal medya mecrasında bulunma (ya da ilk sırayı kapma) yarışı gençlerde görmek mümkün. Yaşlar ilerledikçe ve daha da önemlisi sosyalmedya üzerinde geçirilen süre, edinilen tecrübe, mahremiyete dikkat etme konusunda en önemli ölçek…
İnternetin gelişimi sıralamasında;

  1. Aman kimse beni bilmesin, nick name, avatar, sahte isim…
  2. Herkes beni tanısın, gerçek ismim, işim, benim benn…
  3. Yok yahu o kadar da ben olmaya gerek yok… Yani şu kadarını bilseniz yeter…

gibi aşamalardan geçiyor… Henüz 3. aşamaya yeni geliyor gibiyiz..

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Tüm bilgileri alenen paylaşmak en ufak tabiriyle bilgisizlik oluyor. Sadece biraz dikkat etmek yeterli aslında. Bu konuda da şöyle desem iyi olacak; “Sütten diliniz de yanmasın, yoğurdu da üfleyerek yemeyin…”

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Lokasyon bazlı paylaşımlarım konusunda ufak bir iki sıkıntı yaşamıştım…

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
Sosyal ağlardan (genel paylaşım yapanlar) en limitlisini Twitter, halka açık olarak ise Youtube olarka görüyorum

Merve Naz ATMACA – Pazarlama Yönetmeni @mervenazatmaca

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Haddinden fazla dikkat ettiğim söylenebilir. Yazdığım yada paylaştığım herhangi bir şeyin ilerde benim karşıma nasıl çıkacağını düşünürken yakalıyorum kendimi. “Google’lamak” hayatın her alanında -özellikle iş hayatında- olduğu sürece sanırım ben rahat olamayacağım. Açıkçası searchlerde şuan bile ilk 2 sırada twitter ve facebook accountlarımın çıkmasından pek hoşnut değilim. Terzi kendi söküğünü dikemez gibi biraz benimki de, markam dışında kendime de iyi bir seo çalışması yapmanın zamanı sanırım :))

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir önceki sorunun cevabına bakılırsa nasıl bir yanıt vereceğim az çok tahmin edilebilir; şaşkınlıkla izliyorum. Özel hayatın özellikle ergen ve gençlerde umumi hayata dönüşmesi biraz da gençlerin kendini ispat çabalarıyla alakalı sanırım. Yaşlılarsa çok daha temkinli ( ben de yaşıma rağmen bu kategoriye giriyorum sanırım) genellikle haber paylaşma, hal hatır sorma ile sınırlı kalıp özel hayatlarını mümkün olduğu kadar muhafaza ediyorlar.

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Hala bunu neden yaptıklarını anlamaya çalışıyorum.Ben de fotoğraf paylaşıyorum tabii ki ama sadece limitli arkadaşlarım görebiliyor. İş hayatından yada başka türlü çok samimi olmadığım halde eklemek zorunda kaldığım herkesle özel hayatımı paylaşmak istemiyorum. Tüm bilgilerini paylaşanların da güvenlik ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmadıklarını düşünüyorum.

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Hayır yaşamadım.

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
En limitli facebook, en halka açık olan da twitter sanırım..

PuCCa @PuCCaa

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Bu benim icin o kadar ironik ki aslinda, adimi tipimi bahsetme geregi duymuyorum ama regl gunlerimi catir catir anlatabiliyorum.
Mahremiyet cunku ne kadar kendinsen o kadar sinirli oluyor.

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yasli kullanicilarin arasina giriyor muyum bilmiyorum artik uhuhu.
Yalniz soyle bir durum var, yaklasik 5 senedir Pucca olarak sosyal aglarda fink atiyorum. İlk baslarda pek bi marjinaldim, hatta hatirliyorum erkek arkadasimla opustugumu yazdim diye blogum hacklenmisti. Cok tepkiler gelirdi bu kadar ozel hayat anlatilir mi bilmem ne diye.
Ama simdi bakiyorum ohoooooo millet alip basini yurumus. Ben siradan, skici, eee bu da bir sey mi bir hale gelmisim.

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Fotograf paylasanlari cok kiskaniyorum ve surekli inceliyorum. Ben kotu bir sey gormuyorum ama soyle bir sey var ki kisisel seyler internette bu kadar cok dolanmamali sanki…

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Yani bazen, aslinda soyle soylemek lazim eskiden cok fazla yasardim ama simdi neredeyse hic.

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
Twitter. Eskiden friendfeed di ama tabii bir sure sonra orada yarattigin karakter degil kimligin sorgulanmaya basliyor. O yuzden muhattap olmadan yazip cikmak en iyisi…

İsmail Hakkı Polat – Öğretim Görevlisi @ismailhpolat

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Sosyal Medya Platformlarını ilk zamanlarından beri izliyorum ve kullanıyorum. Kişisel olarak sanal ortamda fiziksel ortamda olabildiğim kadar açık olmayı yeğliyorum. Kuşkusuz kendi mahremiyet sınırlarımı milimetrik olarak tarif etmem zor ancak Taksim Meydanı’nda duş yapmam ve bunu da sosyal medyalarda paylaşmam:)

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
İnsanlar sosyal medyalara, fiziksel dünyanın sıkıntılarından kaçmak ve yeni şeyler keşfetmek için geliyorlar. Bu, her yaştan ve kesimden insan için geçerli. Yeni kuşak, genç olmanın verdiği cesaretle paylaşımlarını gerçek kimlikleri ve neredeyse sınırsız açıklıkla yapıyor. Eski kuşak ise, yerleşik görev ve sorumluluklarının ‘ağırlığı’ nedeniyle gerçek kimlikle daha sınırlı paylaşımda bulunuyor ancak bu kuşağın takma isim kullananlarının daha açık paylaşımlarda bulunduğu da bir gerçek. Paylaşımda sınırları genişleten bu anonimleşme etkisi özellikle kadınlarda yoğun hissediliyor. Anonim kimlikle yazan kadınlar, Pucca örneğinde olduğu gibi, çok daha cesur paylaşımlarda bulunabiliyorlar.

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bunun başlıca iki nedeni var: Biri, mahremiyet kavramının sosyal medya ile birlikte farklılaşmaya başlaması. Sosyal medya toplumsal her alanda kurum ve bireyleri şeffaflaştırıyor, hatta çıplaklaştırıyor. Bu gelişmenin ekonomi, kültür, siyaset gibi alanlara olumlu etkileri olduğu yadsınmaz ancak bireylerin mahremiyetine ciddi bir darbe vurduğu ve hemen herkesin az ya da çok bunun sancılarını hissettiği bir gerçek. Ancak bu öyle debisi yoğun bir akış ki, önünde durabilene aşkolsun! Yine de bu yeni ortama adapte olup kendi yaşam felsefemiz doğrutusunda mahremiyetimizi korumamız mümkün. Örneğin; sürekli cep telefon numaramı talep eden Facebook’un bu konuda uzattığı her havucu geri çeviriyorum ve çevireceğim:)

İkinci bir neden ise, sosyal medya platformlarının sürekli kullanıcı mahremiyet ayarlarını değiştirmeleri ve daha önceden mahrem kaldığı düşünülen bilgi ve içeriklerin bir anda ortalığa dökülmesi. Örneğin; Facebook’un bir servis güncellemesi yüzünden kullanıcıların fotograf albümleri arkadaşların arkadaşlarına açıldı. Bu durumda bazı kullanıcılar, tatil fotograflarının hiç tanımadığı insanlar tarafından incelenmesi gibi sevimsiz durumlarla karşı karşıya kaldı. Sosyal medya hizmetleri çoğunlukla ücretsiz verildiği için bu konuda kullanıcıların bilinç ve deneyim kazanması en akılcı çözüm. Bir de bu tip konuları sosyal medya platformuna şikayet olarak döndürmek ve hatta bu konuda toplu şikayette bulunmanın çoğu zaman sonsuz faydası oluyor.

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Kişisel olarak yaşamadım ama sıkıntılı çok vakaya tanık oldum ve olmaktayım. Fotografları çalınıp adlarına farklı sitelerde sahte hesap açılanlardan, koyduğu biraz dekolte fotograf nedeniyle sevgilisi tarafından terk edilenlere ya da ‘zor durumdayım’ diye başkalarından borç isteyip Lucca’da check-in yapan ve fotograflarını yayınlayanlara kadar epey ilginç vakalar var portföyümde. Bunların hepsini topladığımda çıkardığım genel sonuç, sosyal medyada paylaşımlarının sonuçlarını kontrol etmekten uzak ve kullanım bilinci düşük çok ama çok sayıda insan olduğu.

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağlar hangileri?
Paylaşımlarımı yaptığım sosyal medyaya göre farklılaştırmaya dikkat etmeye çalışıyorum. En limitli paylaşımlarımı Facebook’ta yapıyorum. Bunda tanıdık tanımadık herkesi arkadaş listeme eklememin büyük rolü var:) En rahat paylaşımlarımı ise Google+, Twitter ve FriendFeed’de yapıyorum. Buralarda duygu ve düşüncelerimi paylaşmakla kalmıyor bunlar üzerine yoğun tartışmalara giriyorum. En çekinerek paylaşım yaptığım mecra ise ‘şuradayım, buradayım’ lafları eşliğinde o an bulunduğum yeri paylaştığım FourSquare. LinkedIn’de ise daha ciddi bir profil çiziyorum:)

Sosyal Mahremiyet

Bu yazı 2011 yılında yazılmış olduğu için çeşitli güncellemeler ile bir çok açık sosyal ağlarda kapatılmış olabilir.

Gercek hayatta neleri gizlemeye özen gösteriyoruz? TC Kimlik? Anne kızlık soyadımız? Siyasi görüşümüz? Cinsel tercihimiz? Dini inancımız? Bu liste uzayıp devam eder. Peki insanlar bizden, bizle ilgili şeyleri nasıl öğrenebiliyor? Nelerden hoşlanırsın? Nerelere gidersin? En son ne yedin? Soru cevap veya sohbet ortamında. Yani kişilerin gerçekte bizleri tanımak ve bizim hakkımızda birşeyler öğrenebilmek için bizimle vakit geçirmesi veya birebir tanıdıklarımızın anlattıklarını dinlemeleri gerekiyor.

Taksim Meydanı’ndan İstiklal’e girdim ve Burger King önünde bekleyen bir arkadaşımı gördüm. Daha önce hiç sohbetim yoktu Jane ile. Bakalım Jane Doe sosyal ağlarda nelerini paylaşıyor? Acaba bir profil çıkartabilir miyiz?

(Bilgi : Listemden random seçtiğim bir arkadaşımın bilgilerini gizleyerek ekran görüntüsü paylaşıyorum. Yani bu ekran görüntüsünde gördüğünüz her şey doğru fakat değiştirilmiş durumda.)

Ekran görüntüsünde görebileceğiniz üzere Jane şu bilgileri paylaşmış:

  • Çalıştığı firma ve pozisyonu
  • Mezun olduğu okul
  • Yaşadığı yer
  • Kiminle ilişkisi olduğu (!)
  • Bildiği yabancı diller
  • Doğum tarihi
  • Memleketi
  • Babası, annesi, erkek ve kız kardeşi, dayısı(!)

Jane’in sayfasına girdiğimiz zaman ilk gördüğümüz kişisel bilgiler yukarıdakiler. Yüksek risk taşıyan bilgileri kalın olarak işaretledim. Doğum Tarihi, Doğum Yeri ve dayısının bilgileri ile yapabileceklerinizin sınırı yok. (dayı = annenin erkek kardeşi veya ağabey. soyadları(!)) Kalın yapmasam bile Jane’e ulaşmak şu bilgiler ile bile çok kolay. En basitinden elimizde bir firma adı ve ad soyad var. Jane bu bilgileri herkese açık olarak paylaşıyor. Yani dileyen herkes Jane’e ulaşabilir.

Tam bu noktada sizlere bir kitap önermem gerekiyor. Kevin Mitnick – Aldatma Sanatı. İnsanların bilgilerini bile bilmeden toplum mühendisliği ile neler yapılabileceğini öğrenmeniz için faydalı bir kaynak.

Jane’in duvar paylaşımlarına bakalım şimdi de. En üstte 3 adet paylaşım görüyoruz. Nerede, ne zaman, ne yediğini paylaşmış Jane. Asansörde kaldığını paylaşmış. Bundan korktuğunu belirtmiş. Ayrıca Adnan Menderes Havaalanı’nda olduğunu da paylaşmış. Bu 3 paylaşım ile Jane’in kapalı alan korkusu olduğunu, evi Konak’ta olduğu için yakın yerlerde yemek yediğini, yemek yemeye sevgilisi ile beraber gittiğini, ayrıca sabah da büyük ihtimalle uçak ile İzmir’e geldiğini tahmin edebiliriz. Yani aslında Jane’in kişisel bilgilerine ek olarak bugün içerisinde yarım gün sürede ne yaptığını, nerede ve kimle olduğunu biliyoruz. Yani aslında Jane’i takip ediyoruz!

Şimdi en büyük hataya geçelim. Bu kadar halka açık paylaşılan bilgilerin yanında bakalım Jane Doe başka hangi bilgilerini herkesle paylaşıyor!

Yukarıdaki ekran görüntüsü de Facebook’tan alınma. Zaten her şey gayet açık. Cep telefonu, anında mesajlaşma bilgileri, web siteleri ve e-posta adresi. Jane kendisi ile iletişim için her imkanı açık olarak sunuyor.

Merhaba XXX Bankasından arıyorum (Cep Telefonu). İsmim Murtaza. Kişisel bilgilerinizin kontrolünü yapmamız gerekiyor. 01.03.1981 (Doğum tarihi) Yunanistan (Doğum yeri) doğumlusunuz. Anne kızlık soyadınız YYY (Dayının soyadı). Sistemde gözüken kredi kartı bilgilerinizde problem gözüküyor. Lütfen teyit edebilir miyiz?! (Ya da şimdi sizi sesli yanıt sistemine aktarıyoruz. Böylece güvenli olarak (!) kredi kartı numaranızı tuşlayıp, kontrolü sağlayabilirsiniz!)

İstiklal Caddesi’nde size birileri bu soruları sorsa büyük ihtimalle tersler veya hakaret eder geri yollarsınız gelen kişiyi. Fakat sadece tek bir sosyal ağ ile, güvenliğiniz için paylaşmamanız gereken onlarca bilgiyi herkese açık paylaşıyorsunuz. O çok umursadığınız mahremiyetinizi online hayatınızda hiç ciddiye almıyorsunuz. (Facebook üzerinde paylaştığınız bilgileri kısıtlamak için https://www.facebook.com/editprofile.php adresine girmeniz yeterli)
Yukarıda sadece tek bir sosyal ağ üzerinde paylaştığınız bilgiler ile basit bir dolandırıcılık hikayesini paylaştım. Nerede yaşadığımız veya kim olduğumuz hiç önemli değil. Bu yüzden paylaştığınız bilgilerin ve içeriklerin kullanım şekilleri tamamen size ulaşacak kişinin hayal gücüne kalmış durumda!

Hayal gücümüzü zorlayabilecek örnekler: Örnek, bu da Örnek Video Haber, şu da Örnek Bir Video Haber bu da Örnek olabilir.
Jane’in hesabını geçip kendime geliyorum. Bu sefer Facebook’u değil Foursquare’den ekran görüntülerini değiştirmeden paylaşacağım.

27 Ağustos 2011 saat 21:41 ‘de Ciner TV Stüdyoları’nda MserdarK ve Kahraman ile berabermişim. Ardından bu 2’li birlikte 03:25 ‘de Fincan Cafe’deymiş. Birini takip etmek için her saniye ensesinde olmanıza, uzaktan izlemenize, hacı bu geldi mi diye soru sormanıza gerek yok. Foursquare, Brightkite, Facebook Places, Gezenzi gibi servisler insanları oturduğunuz yerden takip etmenize olanak sağlıyor.

Tabii 4sq servisi de paylaşımlarınızı gizleme imkanı sunuyor. Peki bu imkanı kullanıyor muyuz? Ya da kullanmayı biliyor muyuz?! Peki ya Foursquare’da üye olurken verdiğiniz cep telefonu numaranızın otomatik olarak paylaşımda olduğunu biliyor musunuz? Foursquare iPhone uygulaması kullanıyorum ve listemden random seçtiğim bir kişinin profiline girdim. Ekran görüntüsünde görebileceğiniz üzere kendisinin cep telefonunu arayabiliyorum.

Sadece en çok kullanılan 2 farklı sosyal ağ üzerinde aslında mahremiyetimize hiç önem vermediğimizi gösterdim sizlere. Niyeti ne olursa olsun profil bilgileriniz sayesinde rahatlıkla ulaşılabiliyorsunuz.

Bilgilerimiz o kadar ortada ki Meydan Burger King’in önünde herhangi birini bekleyen kişiyiz aslında.