Tag Archives: burak bayburtlu

2009 Neden iyi gecti?

31 Ara

Sağolsun Cihan mimleme yaparken beni unutmamış ve “2009 neden iyi geçti” mim zincirine beni dahil etmiş. 2009′un son gününde böyle bir yazı yazmayı planlamıştım fakat bir türlü ne yazacağıma karar verememiştim.

İşte benim 2009′um (olabildiğince kronolojik sıra ile)

  • Kim dost, kim düşman öğrenerek başlamıştım 2009′a. Temizliğe devam ettim. İYİ oldu.
  • Armanacar.com’un hostingini sadecehosting.com ‘a taşıdım. Rahat ettim. Kesintisiz mükkemmel hizmet. Bakkal işi değil. Arada tüm verilerim uçuruldu ama olsun. sonuucu İYİ oldu.
  • Sarıyer’den Nişantaşı’na taşındım. Celebrity mevzularının göbeğinde yattım kalktım. ORTA oldu
  • İş değiştirdim. Harika, süper insanların arasında Tart New Media‘da çalışmaya başladım. Aşçı oldum. İYİ oldu.
  • Uzun süreliği yalnızlığım aşkı bulmamla son buldu. Güzel, sevgi dolu, güler yüzlü, akıllı, çalışkan, zeki bir sevgili sahibi oldum. MUTLU ve İYİ oldu(m) (aha 7 ay olmuş)
  • Nişantaşı’ndan geri Sarıyer’e taşındım. Daha büyük, manzaralı güzel bir eve. Harika kişi Burak Bayburtlu‘ya komşu oldum. İYİ oldu
  • Rock n Coke ve Likemind vesilesi ile süper insanlar ile tanıştım.
  • Sigarayı bıraktım! ŞAHANE oldu!
  • Bloguma daha fazla vakit ayırabilir oldum. İYİ oldu
  • Fatih Taşkıran ve Burak Bayburtlu ile ofisfoto.com ‘u açtık. İYİ oldu. TUTTU.
  • Kıymetli babam ameliyat oldu. Çok tırsıyorduk. Süper iyileşti. İYİ oldu.
  • ve 2010′a sıfır borç ile girebilmeyi başardım. HARİKA oldu.

2010′un herkese iyi, mutlu, huzur ve bol kazanç dolu olması dileğiyle.

Ben de bu mim’i şöyle dağıtıyorum.

Fatih Taşkıran, Sevie Kaloğlu , Sunipeyk ve Hasan Yalçın Mim sizde efendim :)

Öylesine Anlatasım Geldi. Ben!

30 Haz

Arman ACAR Hepimizin düşleri vardır. Kimi lüks bir araba sahibi olmak ister, kimi dubleks müstakil bir ev sahibi olmak, kimi yat sahibi, kimi devamlı harcayabileceği bir para kaynağı (durun bunu hepimiz istiyoruz) ister. Küçüklüğümüzden bu yana bu hayallerimiz sürekli görsel nedenlerden dolayı değişir. Televizyon izleriz süper kahraman olmak isteriz, müzik dinleriz şarkıcı olmak isteriz, bir futbolcu dillere destan hal alır topçu olmalıyım deriz, arkadaşımızın babasının son model Mercedes marka otomobili vardır ben de çocuğumu bunun gibi birşeylerle gezdirmek istiyorum deriz, Adriana Lima diye bir kadın vardır onu hayal ederiz. Bu değişen hayallerimiz sayamayacağımız kadar çoktur. Her gün hatta her saat değişebilir. Çünkü bunların adı hayaldir.

Hayalleri gerçek kılmak ise tam bir meziyettir. Fakat bu meziyet tamamen insanın kendisinden kaynaklanmaz. Büyüdüğü ortam, yaşadığı yer, çalıştığı iş yeri, sahip olduğu ebeveynler, arkadaş çevresi ve ŞANS, hayalleri gerçek kılmak için gerekli meziyetlerdir. Fakat meziyet insanın kendi yapabildiği şeylere dendiği için hayalleri gerçek kılmak imkansıza yakındır.

Küçük yaştan beri çalışıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam 14 yaşımda ilk paramı kazanmıştım. Komşumuzun Kemeraltı’nda ki oyuncakçı dükkanında yaz boyu oyuncak, gözlük satmıştım. Çok keyifli işti. Benden küçük biri annesi veya babası ile geliyor. Oyuncak alıyor. Yüzü gülüyor ve gidiyordu. Hissettiğim iş olmasa da para kazanmanın verdiği zevk paha biçilemez.

Gazeteci olmaya hevesim vardı. Ama sülalemde ki herkes sayısal bölüm okumuştu. Bir çok ailenin yaptığı gibi, benim de yolumu aslında ailem çizmişti. Sayısal tercih yaptım. Bu yüzden gazetecilik hayalim suya düştü. Fakat internetin nimetlerinden faydalanarak bu isteğimi yavaştan yerine getirmeye başladım.

Lisedeyken az da olsa başarılı biriydim. Ailem arkamda, bana yardımcı olmaya çabalan bir abim, beni seven öğretmenlerim vardı. Okulun bilgisayar işlerine tamamen ben ve arkadaşım Hakan Sazak ile beraber koşturuyorduk. Herkes Bilgisayar Mühendisliği okuyacağımıza o kadar emindi ki, üniversite sınavını kazanamadığım da ben dahil herkes şok olmuştu. Tepecik Motor Meslek lisesin de girmiştim sınava. Abim ve yengem ile beraber gitmiştik. Sınav çıkışı herkes hüzünlüyken ben merdivenlerden neden olduğunu bilmeden “mousse T. ‘nin horny” şarkısını söyleyerek indim.

Sınavdan hemen bir gün sonra abimle beraber Kocaeli’ye gittim 1 yıl boyunca abimin yanında çalıştım. Fotoğrafçılık yaptım. Fotoğraflara rötuş attım. 2 adet vesikalıktan 36 pozluk gelin damat albümü bile çıkarttım. Kocaeli yaşantısına geçmeden önce 82 kiloydum. 1 yıl sonunda ise 130 kilo civarlarındaydım.

İzmir’e geri döndüğüm de önümde kocaman 3 aylık bir yaz vardı. Yaz boyu babamla ve annemle her sabah kalkıp saatlerce yürüş yaptık. Kısmen zayıfladım ve eylül ayında Egebilgi firmasında Web Teknolojileri Uzmanı olarak işe başladım. Uzmanlığımın hiç bir diploması v.s yok. Beni tamamen lise mezunu olarak aldılar. Kendi bilgilerimi geliştirdiler. Bir çok şey öğrenmemi sağladılar. Aslında ciddi bir iş deneyimini de ilk olarak Egebilgi’de yaşadım. Sayelerinde düzene girdim. Keyif aldım. Para kazandım. Kendi arabamı aldım, gezdim tozdum eğlendim.

FlashBack!

Bunların hepsi olurken 17 yaşında Adem ANNAÇ ile tanıştım. Kendisi Ege Ajans’ın sahibiydi o sıralar. İzmir’deki en iyi mankenlik ajanslarından birine sahip, herkes tarafından tanınan  sevilen biriydi. (ki hala öyle). O’nun sayesinde modellik nedir, kim model olur kim ne olur onu öğrendim. Bakmaya doyamayacağınız İzmir’li kızların en güzelleriyle günlerimi geçirdim. Bir çok ortama girdim çıktım. Lise hayatımı dolu dolu yaşadım. Şimdi kendisi çok sevgili dostum Model Of The World 2007 2.si Ezgi Dökme ile beraber EZG Moda Organizsyon’u yönetiyor. Hala İzmir’de en güvenilir ajans sahiplerinden biri. Fakat artık tek bir farkları daha var. İzmir’de partileri her zaman dolu olan tek firmalar. Adem Annaç sayesinde çok partide bulundum, düzenledim, koşturdum, para kazandım. Kimi zaman içtim. Sarhoş oldum. Yeni Asır gazetesinde köpüklerin arasında fotoğrafım bile yayınlandı.

İstanbul’a geldim. Çalışmaya başladım. İlk başta devamlı takip ettiğim bir site vardı. Televidyon.com diye. Adını daha önce gazeteden bildiğim birinin sitesiydi. Serdar Kuzuloğlu. O’na mail attım. Sağolsun kırmadı beni hayatımda ilk defa Kanyon’a gittim O’nunla görüştüm. Şahane fikirlerinden nasiplendim ne kadar kral adam olduğunu gördüm. Zaten kral adam olmasaydı 2007 yıından beri Türkiye’nin en çok konuşulan firmalarından birinin sahibi olamazdı.

Burak Bayburtlu Yılbaşına 1 gün kala mail geldi. MYK Medya yılbaşı partisi veriyordu. Davetliler arasında benim de mail adresim vardı. Hep adını duyduğum, yazılarını okuduğum kişiler davet edilmiş, bir de ben çağırılmıştım. Vay be dedim gittim. Orada bir çok kişi ile (Hasan Yalçın, Julien, Murat, Burak Büyükdemir ……) ve Burak Bayburtlu ile tanıştım.

İstanbul’da ki en büyük hayalim büyük bir ajans sahibi olmak, organizasyon işleri yapmak oradan oraya koşturmak ve bir yandan magazin sitem turkpaparazzi.com u özel haberleriyle ayakta tutmaktı. Bunun için elime sağolsun çok sevdiğim kişiler sayesinde inanılmaz bir fırsat geçti fakat benim o sırada o fırsatı değerlendirme şansım olmadı. Tam iş değiştirme aşamasında herşey ters gidiyorken bir anda şaka gibi bir güzellik oldu ve kendimi asıl mesleğimde buluverdim.

FlashBack!

Bu süre zarfında Burak Bayburtlu ile neredeyse komşu olduğumuzu anladık. İş çıkışları sıkılgan akşamlarımızı ya İstinye Park Cafe Nero’da ya da Buraklar’ın evinde geçirdik. Kocaeli’deki abimin yanına İstanbul’daki 2.abim’de Burak oldu böylece.(Birincisi M. Serdar Kuzuloğlu). Fikir aldım fikir verdik yeri geldi laf yedim yeri geldi akıl verdim akıl aldım. Abi kardeş gibi çok güzel bir ilişkimiz oldu. En zor anlarım da hep yanımda oldu.

Ben tam yeni arayışlar içerisindeyken Burak aradı ve hemen şu numarayı ara görüş sana iş buldum dedi. Ne işi dedim. CSS, HTML yazacaksın, hem kendini geliştireceksin hem de hayatına devam edeceksin dedi. Kendimi yıllar önce eylül ayında Egebilgi ile görüşmeye giderken ki gibi hissettim ve kalkıp Arnavutköy’e gittim.

Yaklaşık 1 aydan beri Tart New Media’da Frontend Developer olarak çalışıyorum. Bir yandan İzmir’deki partilerimizin afişlerini hazırlıyorum bir yandan yeni şeyler öğreniyorum. Bu aralar “How to program c++” kitabını okuyorum. Programlama hakkında temelden birşeyler öğrenmeye çabalıyorum. Özüme geri dönmüş hissediyorum kendimi. Mutlu ve huzurlu hissetmeye başladım. Keyfimin yerine geldiğini biliyorum.

Not :
İyi de biz bunu okuduk da neden okuduk arkadaşım? Neye bağlayacaksın konuyu?

Bir şeye bağlamayacağım arkadaşım. Hızlıca bir Arman ACAR hikayesi olsun bu sana. Arada atladığım, unuttuğum bir çok şey var. Bir çok isim var.
Onlara da söyle kusuruma bakmasınlar artık.

Nokia 6700 Lansmanı

19 Haz

Dün akşam Burcu Kaptan (Marjinal Reklam ve Tanıtım)’ın daveti ile Nokia 6700 Lansmanına gitmek için Burak Bayburtlu ile buluşup Nokia’nın bize sağladığı motor hizmeti ile denizden A’ija Hotel’e geçtik. Biz lansman için giriş yaptığımızda ortalık sakindi. Nokia lansmanında iphone ile fotoğraf çekmek biraz garibime gitse de durmadan ortamı fotoğrafladım.

Parça parça dün akşamı irdelemek istiyorum.

A’ija Hotel gerçekten şahane! Manzarası, personeli, temizliği, personelin titizliği (Burak garsonun üzerini kirletti, 2 dakika sonra garson temizdi) herşey muazzam derecede güzel.

Fonda durmadan çalan müzikler güzel seçilmiş. İnsanı sıkmıyor, üzmüyor, heyecanlandırmıyor. Tamamen ayakta tutucu güzel parçalardan seçilmiş. Seside kararındaydı.

Marjinal personeli çalışanlar konusunda iyi seçim yapmış (isimleri alan kişiler, ovi kaydı yapanlar…) konularında bilgi edinip insanlarla görüşüyorlardı.

Sahne alan sunucu Ebru Güzel maalesefki tamamen yanlış bir seçimdi. Bir sunucu çıkmadan önce elinde ki kağıdı ezberlemeli! sahnede kendisi doğaçlamalıdır. Çünkü okuduğu şey aslında O’nun ağzından yaptıklarıdır. Bu yüzden sunucu seçimini hiç hoş bulmadım. Ebru Güzel yerine; Tülin Şahin, Pınar Altuğ, Çağla Şikel seçilebilirdi.

Okan Bayülgen her zamanki konuşma kabiliyetini dün akşam da gösterdi. Başarılı bir şekilde hiç bir yere bakmaksızın abartısı olmadan yaptıklarını, nerelerde çekim yaptığını anlattı. Gerçekten 6700’la çektiği pozların bazıları muazzam.

Hale Caneroğlu’nun konseri ise lansmanın en güzel anıydı. Harika sesi ile gerçekten de herkesi eğlendirmeyi çok iyi başardı. Hatta albümünde çıkacak bir parçayı da paylaştı.

6700’a gelince. Görüntü itibari ile 6300 ın neredeyse aynısı. Bir çok ekstra özelliği mevcut ve 6300 a göre çok daha hızlı. Dahili OVI hizmeti ile çekilen fotoğrafları anında paylaşabiliyorsunuz. 5MP kamerası sayesinde çektiği fotoğraflar gerçekten güzel. Böyle ufak ve hafif bir cihaz ile yüksek kamera özelliği birleşince güzel bir ürün ortaya çıkmış.

Bu adreste Nokia 6700 ile çekilmiş lansman fotoğraflarını bulabilirsiniz.