Tag Archives: m. serdar kuzuloğlu

Okunası Blog Yazıları

26 Eki

Son 1 haftadır kitap, dergi ve gazete yerine boş anlarımı blog yazılarıyla geçiriyorum. İyi, kötü, tarzım veya değil her yazıyı okumaya çalıştım. Bu yazılar arasında bir derleme yaptım ve bilgisayarıma kaydettim. Bu yazılardan bazılarını paylaşmak istiyorum.

M. Serdar Kuzuloğlu – Memur çocuğu olmak

“Bugün gazeteciliğe devam etmekle birlikte, Türkiye ölçeğinde internet sektörü içinde büyük sayılabilecek bir şirketin sahibiyim. Koca bir ekiple birçok başarılı işler yapıyoruz. İşe aldığım kimseye  eğitimini sormadım. Kendi ideallerinin peşinden koşarak başarıya ulaşılabileceğini kendime ispat ettim. Gerisi çok da önemli değil benim için.”

Fatih Taşkıran -Büyüklere Sosyal Medya Masalları

“Bir varmış, bir yokmuş… Teknolojiyi ve bilgiyi hep dışarıdan ithal eden bir ülkede, pazarlama vilayetinde markalar ve ajanslar mutlu ve huzurlu bir hayat yaşarlarmış. Her güne aynı şekilde başlayıp, atalarından kalan geleneklerini devam ettiren şehrin sakinleri, arada bu montonluktan sıkılıp farklı şeyler denemeye kalkışanları isyan çıkarmakla suçlayıp, hızla aforoz ederek alışkanlıklarını sürdürür, törelerini korurlarmış. Bu kurulu  düzen süregiderken bir gün, yine ithal edilen kolilerden birinin üstündeki yazı hepsini kuşkulandırmış: Sosyal Medya.”

Burak Büyükdemir – Nokta.com ‘un Başarı Öyküsü

“2000 yılı Kasım ayı, bir öğlen vakti. Havanın nasıl olduğunu anımsamıyorlardı ve önlerindeki günlerde nasıl olacağını da bilmiyorlardı. Emlakçı önde, gençler arkada yürüyorlardı. Gelincik sokakta bir apartmanın giriş katını görmeye gidiyorlardı. Ofis için ne kadar yer baktıklarını hatırlamıyorlardı. Birden kendilerini bu apartman dairesinin içinde buldular. Kapıdan içeri girdiklerinde hayal ettiklerini bulamadılar.”

Öylesine Anlatasım Geldi. Ben!

30 Haz

Arman ACAR Hepimizin düşleri vardır. Kimi lüks bir araba sahibi olmak ister, kimi dubleks müstakil bir ev sahibi olmak, kimi yat sahibi, kimi devamlı harcayabileceği bir para kaynağı (durun bunu hepimiz istiyoruz) ister. Küçüklüğümüzden bu yana bu hayallerimiz sürekli görsel nedenlerden dolayı değişir. Televizyon izleriz süper kahraman olmak isteriz, müzik dinleriz şarkıcı olmak isteriz, bir futbolcu dillere destan hal alır topçu olmalıyım deriz, arkadaşımızın babasının son model Mercedes marka otomobili vardır ben de çocuğumu bunun gibi birşeylerle gezdirmek istiyorum deriz, Adriana Lima diye bir kadın vardır onu hayal ederiz. Bu değişen hayallerimiz sayamayacağımız kadar çoktur. Her gün hatta her saat değişebilir. Çünkü bunların adı hayaldir.

Hayalleri gerçek kılmak ise tam bir meziyettir. Fakat bu meziyet tamamen insanın kendisinden kaynaklanmaz. Büyüdüğü ortam, yaşadığı yer, çalıştığı iş yeri, sahip olduğu ebeveynler, arkadaş çevresi ve ŞANS, hayalleri gerçek kılmak için gerekli meziyetlerdir. Fakat meziyet insanın kendi yapabildiği şeylere dendiği için hayalleri gerçek kılmak imkansıza yakındır.

Küçük yaştan beri çalışıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam 14 yaşımda ilk paramı kazanmıştım. Komşumuzun Kemeraltı’nda ki oyuncakçı dükkanında yaz boyu oyuncak, gözlük satmıştım. Çok keyifli işti. Benden küçük biri annesi veya babası ile geliyor. Oyuncak alıyor. Yüzü gülüyor ve gidiyordu. Hissettiğim iş olmasa da para kazanmanın verdiği zevk paha biçilemez.

Gazeteci olmaya hevesim vardı. Ama sülalemde ki herkes sayısal bölüm okumuştu. Bir çok ailenin yaptığı gibi, benim de yolumu aslında ailem çizmişti. Sayısal tercih yaptım. Bu yüzden gazetecilik hayalim suya düştü. Fakat internetin nimetlerinden faydalanarak bu isteğimi yavaştan yerine getirmeye başladım.

Lisedeyken az da olsa başarılı biriydim. Ailem arkamda, bana yardımcı olmaya çabalan bir abim, beni seven öğretmenlerim vardı. Okulun bilgisayar işlerine tamamen ben ve arkadaşım Hakan Sazak ile beraber koşturuyorduk. Herkes Bilgisayar Mühendisliği okuyacağımıza o kadar emindi ki, üniversite sınavını kazanamadığım da ben dahil herkes şok olmuştu. Tepecik Motor Meslek lisesin de girmiştim sınava. Abim ve yengem ile beraber gitmiştik. Sınav çıkışı herkes hüzünlüyken ben merdivenlerden neden olduğunu bilmeden “mousse T. ‘nin horny” şarkısını söyleyerek indim.

Sınavdan hemen bir gün sonra abimle beraber Kocaeli’ye gittim 1 yıl boyunca abimin yanında çalıştım. Fotoğrafçılık yaptım. Fotoğraflara rötuş attım. 2 adet vesikalıktan 36 pozluk gelin damat albümü bile çıkarttım. Kocaeli yaşantısına geçmeden önce 82 kiloydum. 1 yıl sonunda ise 130 kilo civarlarındaydım.

İzmir’e geri döndüğüm de önümde kocaman 3 aylık bir yaz vardı. Yaz boyu babamla ve annemle her sabah kalkıp saatlerce yürüş yaptık. Kısmen zayıfladım ve eylül ayında Egebilgi firmasında Web Teknolojileri Uzmanı olarak işe başladım. Uzmanlığımın hiç bir diploması v.s yok. Beni tamamen lise mezunu olarak aldılar. Kendi bilgilerimi geliştirdiler. Bir çok şey öğrenmemi sağladılar. Aslında ciddi bir iş deneyimini de ilk olarak Egebilgi’de yaşadım. Sayelerinde düzene girdim. Keyif aldım. Para kazandım. Kendi arabamı aldım, gezdim tozdum eğlendim.

FlashBack!

Bunların hepsi olurken 17 yaşında Adem ANNAÇ ile tanıştım. Kendisi Ege Ajans’ın sahibiydi o sıralar. İzmir’deki en iyi mankenlik ajanslarından birine sahip, herkes tarafından tanınan  sevilen biriydi. (ki hala öyle). O’nun sayesinde modellik nedir, kim model olur kim ne olur onu öğrendim. Bakmaya doyamayacağınız İzmir’li kızların en güzelleriyle günlerimi geçirdim. Bir çok ortama girdim çıktım. Lise hayatımı dolu dolu yaşadım. Şimdi kendisi çok sevgili dostum Model Of The World 2007 2.si Ezgi Dökme ile beraber EZG Moda Organizsyon’u yönetiyor. Hala İzmir’de en güvenilir ajans sahiplerinden biri. Fakat artık tek bir farkları daha var. İzmir’de partileri her zaman dolu olan tek firmalar. Adem Annaç sayesinde çok partide bulundum, düzenledim, koşturdum, para kazandım. Kimi zaman içtim. Sarhoş oldum. Yeni Asır gazetesinde köpüklerin arasında fotoğrafım bile yayınlandı.

İstanbul’a geldim. Çalışmaya başladım. İlk başta devamlı takip ettiğim bir site vardı. Televidyon.com diye. Adını daha önce gazeteden bildiğim birinin sitesiydi. Serdar Kuzuloğlu. O’na mail attım. Sağolsun kırmadı beni hayatımda ilk defa Kanyon’a gittim O’nunla görüştüm. Şahane fikirlerinden nasiplendim ne kadar kral adam olduğunu gördüm. Zaten kral adam olmasaydı 2007 yıından beri Türkiye’nin en çok konuşulan firmalarından birinin sahibi olamazdı.

Burak Bayburtlu Yılbaşına 1 gün kala mail geldi. MYK Medya yılbaşı partisi veriyordu. Davetliler arasında benim de mail adresim vardı. Hep adını duyduğum, yazılarını okuduğum kişiler davet edilmiş, bir de ben çağırılmıştım. Vay be dedim gittim. Orada bir çok kişi ile (Hasan Yalçın, Julien, Murat, Burak Büyükdemir ……) ve Burak Bayburtlu ile tanıştım.

İstanbul’da ki en büyük hayalim büyük bir ajans sahibi olmak, organizasyon işleri yapmak oradan oraya koşturmak ve bir yandan magazin sitem turkpaparazzi.com u özel haberleriyle ayakta tutmaktı. Bunun için elime sağolsun çok sevdiğim kişiler sayesinde inanılmaz bir fırsat geçti fakat benim o sırada o fırsatı değerlendirme şansım olmadı. Tam iş değiştirme aşamasında herşey ters gidiyorken bir anda şaka gibi bir güzellik oldu ve kendimi asıl mesleğimde buluverdim.

FlashBack!

Bu süre zarfında Burak Bayburtlu ile neredeyse komşu olduğumuzu anladık. İş çıkışları sıkılgan akşamlarımızı ya İstinye Park Cafe Nero’da ya da Buraklar’ın evinde geçirdik. Kocaeli’deki abimin yanına İstanbul’daki 2.abim’de Burak oldu böylece.(Birincisi M. Serdar Kuzuloğlu). Fikir aldım fikir verdik yeri geldi laf yedim yeri geldi akıl verdim akıl aldım. Abi kardeş gibi çok güzel bir ilişkimiz oldu. En zor anlarım da hep yanımda oldu.

Ben tam yeni arayışlar içerisindeyken Burak aradı ve hemen şu numarayı ara görüş sana iş buldum dedi. Ne işi dedim. CSS, HTML yazacaksın, hem kendini geliştireceksin hem de hayatına devam edeceksin dedi. Kendimi yıllar önce eylül ayında Egebilgi ile görüşmeye giderken ki gibi hissettim ve kalkıp Arnavutköy’e gittim.

Yaklaşık 1 aydan beri Tart New Media’da Frontend Developer olarak çalışıyorum. Bir yandan İzmir’deki partilerimizin afişlerini hazırlıyorum bir yandan yeni şeyler öğreniyorum. Bu aralar “How to program c++” kitabını okuyorum. Programlama hakkında temelden birşeyler öğrenmeye çabalıyorum. Özüme geri dönmüş hissediyorum kendimi. Mutlu ve huzurlu hissetmeye başladım. Keyfimin yerine geldiğini biliyorum.

Not :
İyi de biz bunu okuduk da neden okuduk arkadaşım? Neye bağlayacaksın konuyu?

Bir şeye bağlamayacağım arkadaşım. Hızlıca bir Arman ACAR hikayesi olsun bu sana. Arada atladığım, unuttuğum bir çok şey var. Bir çok isim var.
Onlara da söyle kusuruma bakmasınlar artık.