All posts tagged sosyal medya

Sosyal Mahremiyet 2 – Kim, Ne Düşünüyor?

Birinci yazının ardından çok etkili geri dönüşler alınca 2. yazıyı kişilerin kendi yorumlarına bırakmaya karar verdim. 3. ve 4. yazı mahremiyetimizi başkalarının nasıl ihlal ettiği üzerine hazırlayacağım. Şimdilik sizleri farklı meslek gruplarından kişilerin yorumlarımları ile başbaşa bırakıyorum. (Yazı biraz uzun :) )

 

Serhat AYAN – Gazeteci @serhatayan
1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Genellikle Facebook gibi sosyal medyada gerçekten fiziksel olarak tanışmadığım insanlarla karşılıklı konuşmamaya dikkat ediyorum. Dışarı karşı yazdıklarım işle alakalı şeyler oluyor ki bunlar için çok fazla kısıtlamaya gitmek istemiyorum. Yeterince aile ortamı kurduğum bu ağlarda kendimi kısıtlamaya da gerek kalmıyor.

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mahremiyet kavramı aslında kuşaklardan kuşaklara değil, devirden devire değişiyor. Yani aslında 50 yaşının üstündekiler şöyle davranır ötekiler böyle davranmaz yaklaşımı yanlış. Onun yerine 70li yıllarda bunu yaparlardı, 80lerde olay şuna dönüştü şu anda böyle gibi bir yaklaşım olabilir. Kuşak farkı olarak adlandırılan şey bir zamandan diğerine geçememiş, eskide kalmış biri olabilir.
Bu dönemde yapılması gereken en önemli şey bir adım sonrasını değerlendirebilecek kadar, yeterince paranoyak olmak. Mesela bir resim koyduğunuzda 2 sene sonra o resim ne ifade edecek, 5 sene sonra ve 10 sene sonra bu resmi görenler sizin için ne düşünecek bunu iyi hesaplamak lazım. Bunun yanında üniversite camiasında sizi eğlendiren bu resmin iş ortamınızdaki yöneticileriniz veya sizi işe almadan önce bir de sosyal medyaya göz atmak isteyecek insan kaynakları yöneticisi nezdinde ne ifade edeceğini hesaplayabilmek lazım.
Bunları kuşak farkının getirdiği farklı düşünce kalıpları olarak değil, tecrübenin getirdiği “kararında paranoya” olarak algılarsak belki daha iyi olur.
3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
İnsanların düşünceli davrandığını umuyorum. O kadar da güvenli olmayan bir internet ortamında yanlış ellerde kötü emellere alet olabilecek bir resmin dolaşması elbette çok şık olmazdı. Ama ben bu riskleri alıyorum diyen insanlara neden bunu yapıyorsunuz demek de yanlış olur. Ben yaptıklarının sorumluluklarını alabilecek bir kişi olarak kendi resimlerimi ona göre koyarım. Ama kardeşimin sünnet olurken çekilmiş resimlerini internete koymam veya koyarsa muhtemelen tepki gösteririm.
4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Genelde paylaşımlarım yüzünden bir sorun yaşadığım söylenemez. Ama bazı sosyal medya uygulamalarının benim paylaşımlarımı kullanması benim en büyük derdim. Eğer böyle bir şey yaparsa bedelini ödemesi gerektiğini düşündüğümden buna özellikle dikkat ediyorum
5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
En yüksek limit koyduğum paylaşımlarımı Facebook üstüne, en geniş paylaşımlarımı ise Frendfeed üstünden yapıyorum. Benim için Facebook aile ortamı, friendfeed ve twiter ise iş ortamı…
 Burak BAYBURTLU – Alpha Geek & Blogger @burak

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Özel hayatım olarak gördüğüm şeyleri nadiren paylaşırım. Genelde paylaştıklarım insanların ilgisini çekecek ya da paylaşmaya değer bulduğum bireysel içerikler oluyor. Bunların başında fotoğraf ve kısa video klipler yer alıyor. Mahrem gördüğüm aile ve yakın dostlarımdan özellikle de bu paylaşımlardan haberi olmayacak ya da daha kötüsü rahatsız olacaklara dair içerik paylaşmam. Paylaştığım her şeyin de tüm dünyaya açık olduğu bilinciyle hareket ederim.

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gençler paylaşım konusunda daha rahat buluyorum. Sıkça küfür ve cinsellik gibi benim görece paylaşımda tutucu davrandığım içeriklere daha rahat yer veriyorlar – bu sanırım biraz kuşak farkından kaynaklanıyor.
Yaşlılar konusunda ise ciddi bir gözlemim var diyemeyeceğim. Mahremiyetten daha az haberdar ve daha naif paylaşımlarıyla kimi zaman kendini ya da ilgiili paylaşımları yaptığı kişileri komik durumlarla muhattap ettiklerini söyleyebilirim mesela. Bu konuda kimsenin belirli bir duruşu olduğunu da düşünmüyorum.
3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
İnsanların ne paylaşacağına kendilerinden iyi bilemeyeceğimi düşünüyorum, sadece nerede ve nasıl paylaştıkları, kimlerle paylaştıkları ve bu paylaşımın ileride isteselerde ortadan kaldırılamayabileceğini göz önünde bulundurmalarında yarar var.
4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Yaşadığım tek sıkıntı yazdığım bir yazının üzerinden geçen süre zarfında çalıştığım bir kurumda yaşadım. Bunun dışında zaten yazdığım her şeyin tüm dünya ile paylaşıldığı bilinciyle başımı derde sokacak hiçbir durumla karşılaşmadım.
5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
En az bilineni sanırım şu an için Instagram. En yaygın kullanılanı ise Facebook.
Kahraman UĞURLU @kahramanugurlu
1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Oldukça dikkat etmeye çalışıyorum. Kullandığım sosyal paylaşım sitelerine üye olduktan sonra mutlaka gizlilik ayarlarına bakıyorum… Habersiz iletişim bilgilerimi kullananlardan ise kaçınıyorum… Paylaşımlarımla ilgili 2-3 adet kırmızı çizgilerim var. Onlar haricinde genel paylaşım yapıyorum…
2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Buna en güzel örnek amcam yaşlarında birisine “şöyle bir site var üye ol, çok faydası var” dediğimde bana cevabı : Ben darbe görmüş adamım hiç bir şeye üye olmam” olmuştu… Bir şey diyememiştim…
    Hemen her sosyal medya mecrasında bulunma (ya da ilk sırayı kapma) yarışı gençlerde görmek mümkün. Yaşlar ilerledikçe ve daha da önemlisi sosyalmedya üzerinde geçirilen süre, edinilen tecrübe, mahremiyete dikkat etme konusunda en önemli ölçek…
   İnternetin gelişimi sıralamasında;
    1- Aman kimse beni bilmesin, nick name, avatar, sahte isim…
    2- Herkes beni tanısın, gerçek ismim, işim, benim benn…
    3- Yok yahu o kadar da ben olmaya gerek yok… Yani şu kadarını bilseniz yeter…
gibi aşamalardan geçiyor… Henüz 3. aşamaya yeni geliyor gibiyiz..
3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Tüm bilgileri alenen paylaşmak en ufak tabiriyle bilgisizlik oluyor. Sadece biraz dikkat etmek yeterli aslında. Bu konuda da şöyle desem iyi olacak; “Sütten diliniz de yanmasın, yoğurdu da üfleyerek yemeyin…”
4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Lokasyon bazlı paylaşımlarım konusunda ufak bir iki sıkıntı yaşamıştım…
5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
Sosyal ağlardan (genel paylaşım yapanlar) en limitlisini Twitter, halka açık olarak ise Youtube olarka görüyorum…
Serpil ŞAHİN – Proje Yöneticisi @kalembitijeyn
1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Dijital dünyanın beraberinde getirmiş olduğu ‘merhaba dediğin kişinin arkadaşın gibi davranması’ ndan ve insanların meraklarının daha da acıkmasından dolayı online profillerimin mahremiyetine özen göstermeye çalışıyorum. Fakat şöyle bir durum da yok değil; ne kadar özen göstermeye çalışırsam çalışayım çok sık kullandığım sosyal ağ Facebook’un güncelleme hızına yetişemiyorum. Kapalı tuttuğum bir ayarın public olduğunu görmek bazen kızdırıcı olabiliyor tabi ki.

Paylaşımlarımı çoğunlukla arkadaşlarımla sınırlandırıyorum. Bu söylediğim Facebook için geçerli,Twitter hesabım public mesela.

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gençler paylaşım konusunda çok cömertler. Akıllarına ilk gelen şeyi cesurca yazabiliyorlar. Tabi sonrasında ağlamaklı olanlar ya da sağa sola ateş saçanlar görmek de mümkün olabiliyor.

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dijital bir dünyada ‘gizemli’ olabilmek zordur. Gerek var olan teknolojik aksamalar gerekse küçük egolarımız yüzünden. Herkes azıcık izlenmek, azıcık görünmek ister ama bunun kendi kontrolünde olabileceğini de hissetmek ister. Bu nedenden dolayı paylaşımlar her daim olacaktır. Kolay erişilebilmek, beğeni toplamak, konuşulmak dijital da olsa dünyanın gerçekleri arasında yer alan öğelerdir. Bu nedenle bu kadar aleni paylaşımları garip karşılamıyorum, rahatsız olduklarımı engelleyebiliyorum sadece. Neticede orası benim dünyam, sosyal medya da Tanrım.

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Evet, tam tamına 2 kez. Biri iş dünyama, diğeri de özel dünyama ait sıkıntılardı. Çok şükür ikisi de ciddi bir krize dönüşmedi ama o esnada ciddi sıkıntı yarattığını söyleyebilirim.

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
En limitli ve kendimi daha da ait hissettiğim mecra Facebook ve Tumblr, en halka açık hissettiğim Twitter.

Merve Naz ATMACA – Pazarlama Yönetmeni @mervenazatmaca

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Haddinden fazla dikkat ettiğim söylenebilir. Yazdığım yada paylaştığım herhangi bir şeyin ilerde benim karşıma nasıl çıkacağını düşünürken yakalıyorum kendimi. “Google’lamak” hayatın her alanında -özellikle iş hayatında- olduğu sürece sanırım ben rahat olamayacağım. Açıkçası searchlerde şuan bile ilk 2 sırada twitter ve facebook accountlarımın çıkmasından pek hoşnut değilim. Terzi kendi söküğünü dikemez gibi biraz benimki de, markam dışında kendime de iyi bir seo çalışması yapmanın zamanı sanırım :) )

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir önceki sorunun cevabına bakılırsa nasıl bir yanıt vereceğim az çok tahmin edilebilir; şaşkınlıkla izliyorum. Özel hayatın özellikle ergen ve gençlerde umumi hayata dönüşmesi biraz da gençlerin kendini ispat çabalarıyla alakalı sanırım. Yaşlılarsa çok daha temkinli ( ben de yaşıma rağmen bu kategoriye giriyorum sanırım) genellikle haber paylaşma, hal hatır sorma ile sınırlı kalıp özel hayatlarını mümkün olduğu kadar muhafaza ediyorlar.
3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Hala bunu neden yaptıklarını anlamaya çalışıyorum.Ben de fotoğraf paylaşıyorum tabii ki ama sadece limitli arkadaşlarım görebiliyor. İş hayatından yada başka türlü çok samimi olmadığım halde eklemek zorunda kaldığım herkesle özel hayatımı paylaşmak istemiyorum. Tüm bilgilerini paylaşanların da güvenlik ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmadıklarını düşünüyorum.

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Hayır yaşamadım.

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
En limitli facebook, en halka açık olan da twitter sanırım..


PuCCa @PuCCaa

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Bu benim icin o kadar ironik ki aslinda, adimi tipimi bahsetme geregi duymuyorum ama regl gunlerimi catir catir anlatabiliyorum.
Mahremiyet cunku ne kadar kendinsen o kadar sinirli oluyor.

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yasli kullanicilarin arasina giriyor muyum bilmiyorum artik uhuhu.
Yalniz soyle bir durum var, yaklasik 5 senedir Pucca olarak sosyal aglarda fink atiyorum. İlk baslarda pek bi marjinaldim, hatta hatirliyorum erkek arkadasimla opustugumu yazdim diye blogum hacklenmisti. Cok tepkiler gelirdi bu kadar ozel hayat anlatilir mi bilmem ne diye.
Ama simdi bakiyorum ohoooooo millet alip basini yurumus. Ben siradan, skici, eee bu da bir sey mi bir hale gelmisim.

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Fotograf paylasanlari cok kiskaniyorum ve surekli inceliyorum. Ben kotu bir sey gormuyorum ama soyle bir sey var ki kisisel seyler internette bu kadar cok dolanmamali sanki…

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Yani bazen, aslinda soyle soylemek lazim eskiden cok fazla yasardim ama simdi neredeyse hic.

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
Twitter. Eskiden friendfeed di ama tabii bir sure sonra orada yarattigin karakter degil kimligin sorgulanmaya basliyor. O yuzden muhattap olmadan yazip cikmak en iyisi…

İsmail Hakkı Polat – Öğretim Görevlisi @ismailhpolat

1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Sosyal Medya Platformlarını ilk zamanlarından beri izliyorum ve kullanıyorum. Kişisel olarak sanal ortamda fiziksel ortamda olabildiğim kadar açık olmayı yeğliyorum. Kuşkusuz  kendi mahremiyet sınırlarımı milimetrik olarak tarif etmem zor ancak Taksim Meydanı’nda duş yapmam ve bunu da sosyal medyalarda paylaşmam:)

2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
mahremiyet sekilleri mevcut. Sizin kusaginizdan bakildiginda daha genclerin
veya yaslilarin paylasimlari ve mahremiyet duruslari hakkinda ne
dusunuyorsunuz?

İnsanlar sosyal medyalara, fiziksel dünyanın sıkıntılarından kaçmak ve yeni şeyler keşfetmek için geliyorlar.  Bu, her yaştan ve kesimden insan için geçerli.  Yeni kuşak, genç olmanın verdiği cesaretle paylaşımlarını gerçek kimlikleri ve neredeyse sınırsız açıklıkla yapıyor. Eski kuşak ise, yerleşik görev ve sorumluluklarının ‘ağırlığı’ nedeniyle gerçek kimlikle daha sınırlı paylaşımda bulunuyor ancak bu kuşağın takma isim kullananlarının daha açık paylaşımlarda bulunduğu da bir gerçek. Paylaşımda sınırları genişleten bu anonimleşme etkisi özellikle kadınlarda yoğun hissediliyor. Anonim kimlikle yazan kadınlar, Pucca örneğinde olduğu gibi, çok daha cesur paylaşımlarda  bulunabiliyorlar.

3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bunun başlıca iki nedeni var: Biri, mahremiyet kavramının sosyal medya ile birlikte farklılaşmaya başlaması. Sosyal medya toplumsal her alanda kurum ve bireyleri şeffaflaştırıyor, hatta çıplaklaştırıyor. Bu gelişmenin ekonomi, kültür, siyaset gibi alanlara olumlu etkileri olduğu yadsınmaz ancak bireylerin mahremiyetine ciddi bir darbe vurduğu ve hemen herkesin az ya da çok bunun sancılarını hissettiği bir gerçek. Ancak bu öyle debisi yoğun bir akış ki, önünde durabilene aşkolsun! Yine de bu yeni ortama adapte olup kendi yaşam felsefemiz doğrutusunda mahremiyetimizi korumamız mümkün. Örneğin; sürekli cep telefon numaramı talep eden Facebook’un bu konuda uzattığı her havucu geri çeviriyorum ve çevireceğim:)

İkinci bir neden ise, sosyal medya platformlarının sürekli kullanıcı mahremiyet ayarlarını değiştirmeleri ve daha önceden mahrem kaldığı düşünülen bilgi ve içeriklerin bir anda ortalığa dökülmesi.  Örneğin; Facebook’un bir servis güncellemesi yüzünden kullanıcıların fotograf albümleri arkadaşların arkadaşlarına açıldı. Bu durumda bazı kullanıcılar, tatil fotograflarının hiç tanımadığı insanlar tarafından incelenmesi gibi sevimsiz durumlarla karşı karşıya kaldı. Sosyal medya hizmetleri çoğunlukla ücretsiz verildiği için bu konuda kullanıcıların bilinç ve deneyim kazanması en akılcı çözüm. Bir de bu tip konuları sosyal medya platformuna şikayet olarak döndürmek ve hatta bu konuda toplu şikayette bulunmanın çoğu zaman sonsuz faydası oluyor.

4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Kişisel olarak yaşamadım ama sıkıntılı çok vakaya tanık oldum ve olmaktayım. Fotografları çalınıp adlarına farklı sitelerde sahte hesap açılanlardan, koyduğu biraz dekolte fotograf nedeniyle sevgilisi tarafından terk edilenlere ya da ‘zor durumdayım’ diye başkalarından borç isteyip Lucca’da check-in yapan ve fotograflarını yayınlayanlara kadar epey ilginç vakalar var portföyümde. Bunların hepsini topladığımda çıkardığım genel sonuç, sosyal medyada paylaşımlarının sonuçlarını kontrol etmekten uzak ve  kullanım bilinci düşük çok ama çok sayıda insan olduğu.

5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağlar hangileri?
Paylaşımlarımı yaptığım sosyal medyaya göre farklılaştırmaya dikkat etmeye çalışıyorum. En limitli paylaşımlarımı Facebook’ta yapıyorum. Bunda tanıdık tanımadık herkesi arkadaş listeme eklememin büyük rolü var:) En rahat paylaşımlarımı ise Google+, Twitter ve FriendFeed’de yapıyorum. Buralarda duygu ve düşüncelerimi paylaşmakla kalmıyor bunlar üzerine yoğun tartışmalara giriyorum. En çekinerek paylaşım yaptığım mecra ise ‘şuradayım, buradayım’ lafları eşliğinde o an bulunduğum yeri paylaştığım FourSquare. LinkedIn’de ise daha ciddi bir profil çiziyorum:)

Eda ATİK – Öğrenci @edaatik
1- Online profilinizde mahremiyetinize ne kadar dikkat ediyorsunuz? Paylaşımlarınız sizin için ne kadar limitli?
Online profil olarak Facebook hesabımı ele alırsak, paylaştığım kişisel bilgiler, duvarımdaki video/yazı vb paylaşımlar, resimlerim sadece arkadaş listem tarafından görüntülenebilir durumda. Ama bu demek değil ki her arkadaşım duvarımda paylaştığım her şeyi yada tüm resimlerimi görebiliyor. Arkadaşlarımı gruplandırdım. Aile, yakın arkadaşlar, üni. arkadaşları vs gibi. Hatta ben işi biraz abartıp, “Duvarımı görmemesi gerekenler” diye bir liste bile yaptım. Paylaştığım bazı şeyleri görmesini istemediğim bir takım insanlar olabiliyor. Profil bilgilerim dışında paylaştığım yazı/video/durum bilgilerimde kısıtlı. Bugüne kadar siyasi/dini içerikli hiçbir yazı/video/yorum paylaşımında bulunmadım. Ve paylaşmamaya da dikkat ediyorum. İşletme öğrencisiyim, Türkiye’de yaşıyoruz. Ve birçok firma var sırf bu paylaşımlar yüzünden seni kapının dışında bırakacak türden.
Kişisel bilgilerimde yanlış yazılmış bilgiler yoktur. Ancak bir takım bilgiler eksiktir. Şöyle ki; doğum tarihimin gün ve ay bilgisi vardır ancak yıl bilgisi yoktur. Memleketim ve doğum yerim farklı olduğundan yalnızca memleketimin neresi olduğunu paylaşmakta bir sakınca görmem. Bana özel, kişisel, başkaları tarafından kötü amaçla kullanılabilecek kişisel bilgilerimi kendime saklıyorum. :)
2- Sosyal ağlarda paylaşımın sınırı yok. Fakat kuşaktan kuşağa değişen mahremiyet şekilleri mevcut. Sizin kuşağınızdan bakıldığında daha gençlerin veya yaşlıların paylaşımları ve mahremiyet duruşları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Benden daha genç kuşak, ulaşılmak istiyor. Bulunmak, fark edilmek istiyor. Facebook’ta, Twitter’da yada en basitinden hotmail-gmail hesabında paylaştıklarını gördüğüm kadarıyla farklı görünmek, kabul edilmek istiyor.  Çoğu yetişkin insan, dini görüş kısmını boş bırakırken gençler bu alanı pas geçmiyorlar. Çoğunluk, fotoğraflarının gizliliği konusunda vurdumduymaz. Kişisel bilgilerini, siyasi görüşlerini paylaşmakta bir sakınca görmüyor.
Yaşça biraz daha olgun, hatta yaşlılık evresine girmiş insanlar için 50 yaş üstü olan anne ve babamı örnek göstermek isterim. İkisi de internet kullanıcısıdır. Babam biraz daha işin içinde, sosyal paylaşım sitelerini, forumlarını kullananan bilgisayar kurdudur. Annem ise beni ve kendi arkadaşlarını -ve tabii ki babamı!:)- takip etmek ve gazetelere göz atmak için interneti kullanan birisidir. İnternet dünyasına babam kadar ilgili ve yakın değildir. Ancak ikisininde ortak noktası kişisel bilgilerini kesinlikle paylaşmamaları ve bundan çekinmeleridir. Hatta ben aktif olarak kullandığım için sürekli tembihlenirim. Diyelim ki tatile mi gittik , “Aman kızım fotoğrafların hepsini paylaşma, aman bir şirketle ilgili kötü bir şey yazma, aman doğum tarihini falan bir yerlerde yayınlama.” vs vs.. Kısacası yaşlıların paylaşımları, gençlere oranla daha durağan, çarpıcı olmayan, sıradan yazı ve videolar. Ve onlar, korkuyorlar. Kişisel bilgilerinin yanlış yerlerde kötü amaçla kullanılmasından korkuyorlar, evet.
3- Kullanıcıların tüm bilgilerini veya fotoğraflarını alenen paylaşmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu konu biraz daha interneti yada paylaşım sitelerini kullanmayı bilmemekle alakalı. Yada sitelerin güncellemelerinden bihaber olmalarıyla ilgili. Herkes her resmini bütün bilgilerini paylaşmak zorunda değil. Ama dediğim gibi ya kullanmayı bilmiyoruz yada bu konuda kör cahiliz. Her şeyi her yerde paylaşıyoruz. Belkide içten içe bulunmak istiyoruz. Birileri bizim nerede ne yediğimizi/ne yaptığımızı, hangi mekanlara gittiğimizi, hangi semtleri gezdiğimizi, ev kurdu olmadığımızı belki de, bilsin istiyoruz. Yada çok önemli bir şirkette çalıştığımızı her gün check in yaptığımızda görsünler istiyoruz. Yada, “Taile yurt dışında şuraya gittim Ooeh Yeah!” diye duyurmak istiyoruz kimbilir. Ama amaç hangisi olursa olsun, maksat biraz etrafa hava atmak, bakın ben değerliyim mesajını vermek belki de.. Biz bu mesajları verirken çakallar kurtlar etrafımızda geziniyor ama. Arman’ın bir önceki yazısında bahsettiği gibi, kredi kartı dolandırıcıları en büyük örnek buna. Kişisel bilgilerini alelen ortalıkta bir şekilde paylaşırsan dolandırılmaya da bir şekilde mahkumsun aslında
4- Paylaşımlarınız yüzünden sıkıntı yaşadınız mı?
Bir keresinde formspring.me hesabımda sorulan bir soru vardı. Tam sıkıntı sayılmaz aslında.”Sigara-alkol kullanıyor musunuz?” diye bir soruydu. Ben o soruya “Kullanıyorum.” cevabını verdikten bir gün sonra “Sizi bir şirkete çalışmanız için tavsiyede bulunacaktım ama madem ki alkol-sigara kullanıyorsunuz bu şansınızı kaybettiniz.”  diye bir cevap gelmişti. Ya gerçekten iyi bir yerde çalışmayı kaybettim yada birileri benimle dalga geçti. Bilemiyorum ama her doğruyu her yerde söylememek gerek sanırım bazen. Ki günümüzde web 2.0′ın bu kadar geliştiği ve yaygınlaştığı bir dönemde..
5- Paylaşımlarınızı yaptığınız ağlar arasında sizin için en limitli ve en halka açık olan ağ hangisi?
En limitli ağım twitter/friendfeed ağım sanırım. Sadece ismim soyadım ve okulum kayıtlı. Facebook hesabım ve şimdilerde Google+  hepsinden daha hareketli ve bilgi dolu :)
Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Kara Propaganda ve İnternet

Volkan İnanç, Kara Propaganda ve İnternet başlığı ile çok güzel 2 yazı paylaştı efbeş‘te! Birinci yazıda, kara propagandayı anlatıyor ve ülkemizdeki örneklere göz atıyor. İkinci yazı da ise sektördeki isimlerin kara propaganda hakkında görüşlerine yer veriyor. Ajans ve markaların mutlaka okuması gereken bu 2 yazıyı kaçırmayın.

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Neden Paylaşıyoruz? Neden Paylaşmalıyız?

share2

Neden Sosyal Medya sorusuna cevap olarak verdiğimiz “insanlar paylaşıyor” cümlesine karşılık gelecek bir soru bu. Neden Paylaşıyoruz?

Hiç düşündünüz mü internette hangi bilgilerinizi veya neleri paylaşıyoruz? Doğum tarihimiz? Doğum yerimiz? Annemizin fotoğrafı? Okulda öğrendiklerimiz? Beğendiğimiz yemekler? Sevgilimizle diyaloglarımız? Kızgınlıklarımız? Nereye kadar sayabileceğimizi bilmiyorum.Fakat yapılan paylaşımlar ve bunların çeşitleri konusunda bir sınırımız olmadığını biliyorum.

Sosyal Medya’yı İstiklal Caddesi gibi görüyorum ben.Taksim Meydanı’ndan İstiklal’e girdiğiniz zaman ucu bucağı olmayan bir kalabalık ile beraber olursunuz. Gözünüz takılır insanlara, dükkanlara. Her tarzdan, her milletten insanı görebilirsiniz. Güzel ve çirkin insanlar. Zengin ya da fakir. Mavi saçlı, kızıl, sarışın… Benim açımdan sosyal medya uçsuz bir İstiklal Caddesi gibi. Her tarzdan insan. Fiziksel birşey yok karşınızda belki ama okurken, bakarken, izlerken veya dinlerken vücut buldurduğumuz insanlar var. Gerçek hayattan farkı ise; insanları gerçek yaşantıları ile değil, paylaşımları ile tanıyoruz veya tanımlıyoruz sadece.

Mesela sadece blogumu okuyan kişiler, beni sadece yazdıklarım kadar tanıyorlar! Ya da videolarımı izlemiş olanlar benim mimiklerimi ve şivemi öğrenebiliyorlar. Foursquare üzerinden beni takip eden kişiler gittiğim yerleri, nerelere uğradığımı ve hatta bazen ne yediğimi biliyorlar. Twitter’dan takip edenler yüzümü görmeden sadece 140 karakter ile ne söylersem o şekilde biliyorlar beni.

Yukarıdaki paragtafta aslında ben neden paylaşım yaptığımı az da olsa açıklamış oldum. Sosyal medyada var olmak sadece izlemekten ibaret değil benim için. İnsanları tanımak, kendimi tanıtmak, bildiklerimi paylaşmak ve eğlenmek. Kullandığım ağlar ve yaptığım paylaşımları takip eden kişiler aslında birebir benimle tanışıyorlar. Yazılarımdan karakterimi, mimiklerim ve şivem ile tarzımı, gittiğim yerler ile zevkimi öğreniyorlar. Bu sayede hem kendimi daha rahat tanıtıyor hem de insanlar ile ilişkide olabiliyorum.

Peki neden paylaşmalıyız?

Kendinizi İstiklal Caddesi’ndeki bir müzisyen gibi düşünün. Twitter, Facebook veya MySpace ile yaptığınız müzikleri yoldan geçen herkese dinletebilirsiniz. Hatta yoldan geçenden çok daha fazlasına!   Farklı müzikleri dinlemeyi seven biriyseniz caddeki sosyal ağlar sayesinde milyonlarca çeşitte müzik ve insanı dinleyebilirsiniz. Hatta garip enstürmanları bile keşfedebilirsiniz. Yol boyunca çektiğiniz fotoğrafları insanların görmesi için bir sergi salonuna koymanıza gerek yok! Ağlar sizin bu paylaşımınızı yapmanıza olanak sağlıyor! Flickr, deviantart, instagram  ile onyüzbinmilyon insana çektiğiniz fotoğrafları gösterebilir hatta yorumlarını alabilirsiniz. Anketör gibi düşünün.Yürüyüp insanlara “Pardon 1 dakikanızı alabilir miyim?” sorusunu online olarak soruyor ve yanıtları dijital olarak hem de çok daha fazla kişiden alabiliyorsunuz. Siyasal görüş veya fikirlerinizi insanlara mı duyurmak istiyorsunuz? Elinizde gazete ile insanlara uzanmak yerine yazdığınız yazıları caddenin bir ucundaki insana bile okutabilirsiniz. Caddenin diğer ucundaki insanın ne düşündüğünü de sosyal ağlardan öğrenebilirsiniz!

Neyi paylaşmalı veya paylaşmamalıyız?

İşte bu sorunun cevabını veren kişi ben değil siz oluyorsunuz! Çünkü sınırlarını sadece siz bilebilirsiniz. Fotoğrafınızdan, müziklerinize, beğendiğiniz videolardan, ses dosyalarına kadar herşeyin paylaşımı tamamen parmaklarınızın ucunda. Kişisel bilgilerinizi paylaşmak, sosyal ağlarda adınızla veya nickinizle olmanız bir şeyi değiştirmez. İnsanlar sizin adınınızı veya tipinizi değil, sizin paylaşımlarınızı takip ederler. Bir çok insan takip ettiği kişinin neye benzediğini, yaşını hatta cinsiyetini bile bilmiyor. Sadece takip edebildiği kadar tanıyor. Bu yüzden insanlara kendinizi nasıl tanıtmak istiyorsanız paylaşımlarınızı da o şekilde belirlemelisiniz.

Unutmayın! İnsanlar internette takip edebildikleri ve sindirebildikleri kadar sizi tanırlar.

(Fotoğrafları Google Images ile bulup arşive kaydetmiştim. O yüzden aldığım yerin adresini bilmiyorum)

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Ünlüler ve Sosyal Medya

Mahallede arkadaşlarım sabah beni gördüklerinde ‘Merhaba Televole’ derlerdi. O zaman magazin gündemini Televole belirler, ünlüler Televole’de yer almak için uğraşırlardı. Birbirlerine sataşırlar, spekülasyon yaparlar veya frikik verirlerdi.Ünlü isimler Televole jeneriğinde yer almak için ‘Meraba Televoole’ derler ve kahkaha atarlardı.

Gazeteler, televizyon programlarından daha kuruydular ama onlarda da ünlülerin ağzından laflar veya sataşmalar yer alır, ünlülerin nerede veya kimlerle olduğu sayfaları kaplardı. Gazeteyi alırsınız, ilk sayfasına ve son sayfasına bakarsınız ve 2. sayfaya geçerdiniz. İlk sayfada gündem, son sayfada spor haberleri. Bizim Türk insanının bayıldığı magazin haberlerinin bir kısmı ve cemiyet haberleri 2. sayfada bizi beklerdi.

İnsanların magazine olan düşkünlüğü arttıkça, ünlülerin hayatlarını evlerimize taşıyan yayın ve programlar da arttı. Hatta hiç unutmuyorum çok zaman önce Şamdan ekinden dolayı Pazar günleri Sabah Gazetesi’ni bulamazdık.

O zamanlarda bize yayın organları ne sunuyorsa onu biliyorduk. Hangi ünlü hangi yayın organıyla yakınsa onun haberleri daha çok çıkardı. Fakat istedikleri her dakika gündemde olamazlar ancak magazin programları ve yayınları ile haberlerde veya dergilerde yer edinirlerdi.

Zamanın değişmesi, teknolojinin gelişmesi, internet kullanımın artması ile magazin kültürü de şekil ve bana göre renk de değiştirdi. Artık ufak bir google araması ile bir ünlünün onyüzbinmilyon yıldır neler yaptığını, neler dediğini öğrenebiliyorsunuz. Youtube’a veya X bir video izleme sitesi ile görüntüsüne ulaşabiliyorsunuz.

Yukarıda dediğim gibi önceleleri bize ‘her konuda’ ne sunulursa biz onu biliyor ve duyuyorduk. Fakat artık networklerin güçlenmesi, sosyal ağların yayılması ile birlikte insanlar artık duyurmak istediklerini kendileri duyurabiliyorlar. Bu artık öyle bir hal aldı ki gazeteciler oturdukları yerden 2-3 tweet okuyark haber yapmaya başladılar.Savaş alanında bir kullanıcının paylaştıkları haber değeri görmeye başladı. Öyle ki Haydarpaşa’nın yandığını ilk olarak twitterdan öğrendik fotoğraflarına bakıp üzüldük.

Magazin kültürümüz ve bu kültürümüzü (!) oluşturan kişiler internetin gelişimine geç de olsa ayak uydurabildiler. Her gün açılan Twitter hesapları ile kendi takipçilerine show yapmaya başladılar. Daha önce televizyon ekranlarında yaptıkları kavgaları Twitter üzerinden yapıyorlar artık. Gazeteciler bir ünlünün nerede olduğunu önce Twitter sayfasına bakarak öğrenir oldu. Bu iş her zamanki gibi ünlülerimize yaradı.

Geçen yazımda Hilal Cebeci’nin yatmadan önce paylaştığı yazısının etkisini incelemiştim. Buradan ulaşabilirsiniz. Aynı şekilde yakın bir zamanda inceleyeceğim kişi de yapımcı Erol Köse olacak. Erol Köse hep sivri dilli biriydi. Fakat onu da zamanında televizyonda ne kadar görüyorsak o kadar biliyorduk. Fakat şu anda kendisi saat boş bırakmadan Twitter’da aktif durumda. Bir çok kişi bu durumdan memnun. Çünkü durgun olan magazin piyasası şu anda Erol Köse ve Hilal Cebeci haberleri ile canlanıyor.

Şu anda haberleri okuyan halkım insanı, sosyal medyada ağırlıklı olarak bu iki ismin ön planda olduğunu zannediyordur muhtemelen. Fakat durum öyle değil. Şu anda sayısı bilinmese de Twitter ve Facebook’da çok sayıda ünlü gerek ajansları yardımı ile gerekse kendileri ilgilenerek aktif durumdalar. Çünkü artık kendi haberlerinin gazetecisi kendileri olmuş durumdalar.

Benim takip ettiğim  en aktif twitter ünlüleri ise şu şekilde: Sacit Aslan, Hilal Cebeci, Dr. Erol Köse, Fulden Uras, Reyhan Karaca, Demet Akalın, Gülben Ergen, Ece Erken, Sertab Erener, Ceyhun Yılmaz.

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon

Türkiye Artık “Twitter Trending Topic” Listesinde

Twitter yerel trendler listesine Türkiye’yi de dahil etti. Artık Türkiye’de ki trendler de Twitter üzerinden görülebiliyor. Fakat şu anda tam randımanlı olarak çalıştığını söyleyemiyorum. Aşağıdaki ekran görüntüsü de bunun bir örneği.

Listede yer alan Prince William’a tıkladığınız zaman paylaşımların neredeyse hiç birinin Türkiye’den veya Türk kullanıcılardan olmadığını görebilirsiniz. Fakat zaman içerisinde sistemin Türkiye adına daha gerçekçi ve düzgün sonuçlar sağlayacağını düşünüyorum.

Share on TwitterSubmit to StumbleUpon