FaceApp ile Yaşlanmadan Önce İki Kez Düşünmek İsteyebilirsiniz

2017 yılında kurulan ve geçtiğimiz günlerde tekrar hayatımıza hızlıca giren Faceapp, bir kez daha App Store’un en üst noktasına geldi. Kendi fotoğraflarınızı yaşlandırabildiğiniz ya da gençleştirebildiğiniz hatta başka bir cinsiyette kendinizi görmenizi sağlayan FaceApp şu anda, hem iOS hem de Android için en çok indirilen uygulamalardan biri hem de #faceappchallenge paylaşımları son günlerde hızla artıyor.

İnsanlar bir yandan yaşlı hallerini paylaşırlarken bir yandan da uygulamanın gizliliği ve bu fotoğrafların uygulama tarafından nasıl kullanılacağı da ayrı bir konu olarak hararetle tartışılıyor. Bu noktada ben kötü polisim. FaceApp verilerinizi korumak için ne kadar istekli?

Komplo teorileri hepimizin malumu. CIA bizi izliyor, fotoğraflarımız reklam şirketlerine satılıyor, veriler toplanarak bir şeyler yapılıyor v.s. Evet artık bunları hepimiz biliyoruz ve şaka konusu olmaktan çok bunların gerçek olduğunu ama devletten önce şirketlerin verileri işleyerek anlamlandırdığı konusunda da hem fikiriz diye düşünüyorum. Bu konuya az biraz önem veriyorsanız Google’a Cambridge Analytica yazıp, sonuçlara bakabilirsiniz.

FaceApp Rusların mı?

FaceApp’e dönecek olursak uygulamanın yapımcı şirketi Wireless Lab OOO adında Saint-Petersburg yani Rusya menşeili bir şirket. Yasal temsilcisi de yine Petersburg’tan Yaroslav Goncharov adında biri.

Uygulamayı kullandığınız anda eğlenerek yaşlandırdığınız ya da gençleştirdiğiniz fotoğrafınızın tüm haklarını Faceapp’e veriyorsunuz. Biraz daha açıklayıcı olmak gerekirse, kendi fotoğrafınızın kullanım, çoğaltma, değiştirme, uyarlama, yayınlama, üzerinde işlem yapma, dağıtma, halka açık bir şekilde gösterme, dünya çapında kullanım hakları ile beraber FaceApp’e yani Wireless Lab OOO’ya veriyorsunuz. Bu haklar ile beraber Faceapp, size hiç bir ödeme ya da tazminat vermeden dilediği gibi fotoğraflarınızı kullanım hakkına sahip oluyor. Sevgili ünlülerimiz uygulamayı kullanırken çok eğleniyorlardı ama kendi fotoğraflarının reklam malzemesi olarak kullanıldığını görürlerse ne düşünecekler acaba?

Bu yılın başlarında NBC, popüler bir fotoğraf saklama uygulaması olan Ever’in, yüz tanıma yazılımını eğitmek için kullanıcılarının fotoğraflarını kullandığını ve daha sonra kolluk kuvvetlerine satıldığının haberini yapmıştı. IBM’in, yüz tanıma uygulamalarını fotoğraflardakilerden izin almadan eğitmek için Flickr fotoğrafları kullandığını da unutmamak gerek.

Uygulama aracılığıyla oluşturulan fotoğraflara ek olarak, FaceApp’ın gizlilik politikası, kullanıcıların tarama geçmişi hakkında konum bilgisi ve bilgi topladığını da belirtiyor. Gizlilik politikasında, “Bu araçlar, ziyaret ettiğiniz web sayfaları, eklentiler ve hizmeti geliştirmemize yardımcı olan diğer bilgiler dahil olmak üzere cihazınız veya hizmetimiz tarafından gönderilen bilgileri toplar” diye belirtiyor. “Bilgilerinizi FaceApp dışındaki üçüncü şahıslara kiralamayacağız veya satmayacağız” diye belirtmesine rağmen, açıkça hedefli reklamlar sunmak için “üçüncü taraf reklam ortaklarıyla” bilgileri paylaştığını da belirtiyor sözleşme.

Bu noktada elbette eğlence amaçlı kullandığınız bir uygulamadan hiç bir sıkıntı yaşanmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ama unutmayın ki bir yerde yemek yerken de şu hikayeyi anlatıyorsunuz: “ya geçen bi arabadan bahsediyordum, Instagram’ı açtım ve onun reklamını gördüm.”

Bağımsız Oyun Geliştirenlerin Oyun Sektörüne Etkisi

Dijital oyun sektörü gelişmekte ve değişmekte olan dünya ekonomisinde artık çok önemli bir pazar. Oyun dünyasında adından çokça söz ettiren büyük yüksek bütçelerle birçok farklı oyunu tüketicilerle buluşturuyor. Her geçen zaman daha yenisini daha kalitelisini sunmak için büyük paralar harcıyor. İstisnai durumlar olsa da pek çok firma parasal ve zamansal olarak harcadıkları bu emeklerin karşılığını fazlasıyla geri alabiliyor.

 Günümüzde Oyun Üreticileri

Oyun dünyasını yakından takip eden tüketicilerin çokça aşina olduğu EA, KONAMI, UBISOFT gibi firmalar bu sektörde çıtayı epey yukarı taşımış durumdadır. Kendileriyle maddi olanaklar açısından benzer firmalarla devamlı bir rekabet içinde olan bu oyun üreticilerine yakın zamanda sürpriz bir rakip daha dahil oldu.

Alışılmışın dışında ve daha az maliyetli ürünler ortaya koymak isteyen bazı kişiler kendilerinden pek çok anlamda büyük olan bu firmalara karşı bir yarışa giriştiler ve hafife alınmayacak derecede başarılı oldular. Oyunseverlerin ‘Bağımsız Oyun (Indei Games)’ olarak nitelendirdikleri bu yeni ürünler pazara yeni bir soluk getirdi.

 Bağımsız Oyun Hakkında

Düşük bütçeyle oluşturulan basit grafikleri sıra dışı bir senaryo ve kusursuz kurgu ile birleştirince yıllardır benzer oyunları oynamaktan sıkılan oyun severlere yeni kapı açmış oldular. Bu pazara hakim oyun firmalarından bağımsız olarak çalışan bağımsız oyun üreticileri sektöre yepyeni bir soluk getirdi.

 Bağımsız Oyun ve Sektörel Etki

Indei oyunların piyasaya sürüldüğü ilk zamanlarda sektör büyük paralar harcanarak üretilmiş ve bu yüzden tüketici tarafından ucuz olmayan ücretler karşılığında satın alınan ürünlerle doluydu. Yıllardır bu pazara hakim dev firmalar ile birkaç bağımsız yapımcının başa çıkamayacağı konuşuluyordu. Indei oyunların sahip olduğu özgün senaryolar ve eğlenceli yapısı kısa sürede oyun tutkunların beğenisini kazanarak oyun pazarına hızlı bir giriş yaptılar.

Tüketici üzerinde yaptığı bu etki Steam gibi dijital platformlarda oyunları tüketici ile buluşturan şirketlerin dikkatini çekti. Hiç vakit kaybetmeyerek Greelight adında bir uygulama geliştirerek bağımsız yapımcıların geliştirdiği bu özgün oyunları tüketici ile buluşturdu ve oyun dünyasına yeni bir boyut getirdi. (Gerçi şu anda Greenlight’ı emekli ediyor ve Direct ile birleştirerek daha da güçlü bir modele geçiyor) Büyük firmalar gibi herhangi bir dağıtıcıya sahip olmayan Indei oyunlar böylelikle oyun pazarına giriş yaparak düşük bütçeyle de bu sektörde yer edinebileceğini gösterdi.

Kendi Arabanız İle Yurt Dışı Deneyimi

Bir çok insan gibi gezmeyi çok seviyorum. Kendi ülkemizde gezmeyi sevdiğim gibi yeni kültürler, yeni insanlar, farklı lezzetler deneyimlemeyi de çok seviyorum. Bunu daha rutin hale getirmek için yaklaşık 3 yıl önce kendime yeni bir plan çizdim. Her ay farklı bir lokasyona gitmek. Bu planı bugüne kadar ufak tefek aksaklıkları saymazsak gerçekleştirdim sayılır. Fakat her yere uçakla gidiyor olmak bir süre sonra beni yeni bir düşünceye sevketti. Acaba yolda neler kaçırıyorum?

Continue reading “Kendi Arabanız İle Yurt Dışı Deneyimi”

Ekim 2018 Influencer Marketing Kampanyası: Braun #GitsinmiKalsınmı

Sosyal medyanın gücünün tartışma konusu olduğu pek çok alanda “hız” önemli bir vurgu oluyor. Meydana gelen herhangi bir olaya anlık olarak tepki vermek, ortaklaşma gerektiren bir tepkide hızlıca toparlanabilmek sanal dünyanın pek çok artılarından sadece birkaçı. En basit anlatımıyla; görseller ve kelimeler ile kişilerin anlık olarak hayali bir dünyada konumlanabiliyor olmaları, paylaşılan anları sıklaştırıyor. Düşüncelerin farklı metotlarla aktarıldığı sosyal medya, bireyler arası iletişimden de büyük bir pay kapıyor ve böylece hayatımızdaki yerini her geçen gün biraz daha genişletiyor.

Sosyal gerçekliğimizin bu kadar içerisinde ve bu kadar anlık konumlanan sosyal medyada doğru zamanda ve hızlı ataklarda bulunmak da büyük önem taşıyor. Markaların zaman ve hız dengesinde atak davranabildiği projelerden biri olan Braun’un sosyal medyada yürüttüğü son proje #gitsinmikalsinmi da, son zamanların en çok ses getiren çalışmalarından biri oldu.

Anıl Altan’ın askere gideceğine yönelik edinilen bilginin real time marketing projesi ile bir araya getirildiği çalışmada, uzun saçlı imajı ile tanınan Anıl Altan saçlarını kesmeye yönelik kararını takipçilerine bıraktı. İlk olarak Instagram Stories aracılığıyla, #gitsinmikalsinmi ve #designedforwhatmatters etiketleri kullanarak bir anket oluşturuldu. “Önemli olan anlar için tasarlandı” mesajının arka planını markaya sorduğumda açıklamaları şu yönde oldu: ““Braun’un “Önemli olan anlar için tasarlandı” çatı mesajı günümüzde sonsuz fırsatlar sunan bir dünyada sizin için önemli olan şeylere odaklanmanın ve kişisel bakıma harcanan vakti minimuma indirmenin önemine dikkat çekiyor. Sevdiklerinizle kaliteli zaman geçirmek, tutkularınızın peşinden gitmek, işyerinde performansınızı artırmak gibi değerli anlarda en iyi halinizde olabilmenin sırrı yaklaşımınızı değiştirmekten, yani Braun’un deyimiyle esnekliğin gücünü keşfedip ondan yararlanarak önemli olana odaklanabilmekten geçiyor.”

Açılan anketten gitsin oyunun %72 çıkmasının ardından eşi Pelin Akil Altan’ın saçlarını keseceğini açıkladı. Bu işlem sırasında ürün ile entegre oluşturulan Instagram videosunda ürünün güvenilirliğine ve kolay kullanım sağlıyor olmasına vurgu yapıldı. Video içeriğin paylaşımıyla birlikte Anıl Altan Instagram Stories aracılığı ile sakal kesimini de aynı ürün ile yaptığını takipçileriyle paylaştı ve “yukarı kaydır” özelliğini kullanarak ürünün web sitesine yönlendirme yaptı. Pelin Akil ise kendi Instagram hesabında 2 Instagram Stories aracılığıyla içerik postunu paylaştı.

Anıl Altan askere gitmeden önce hızlıca aksiyon alınan projede video içerik 1.061.446 görüntülenme, 83.975 beğeni ve 1.026 yorum aldı. 1.370.948 kişiye erişen video, 5.700’den fazla kişi tarafından kaydedildi ve Instagram Stories paylaşımları 1.437.599 kişi tarafından görüntülendi.
Braun’un, sosyal medyanın sevilen çifti Anıl Altan-Pelin Akil ile birlikte Braun MGK 3080 tıraş setini kullanarak oluşturduğu eğlenceli içerik marka/ürün bilinirliğine pozitif bir dönüş sağlandı.

Gerçekleştirilen proje için Anıl Altan düşüncelerini “Saçlarımı kestirmem gerekecekti zaten. Bunu proaktif bir projeye dönüştürmemiz çok keyifli oldu. Pelin’in saçlarımı kesmesi de bizim için çok güzel bir deneyimdi. Evliliğimiz boyunca birimizin diğerinin görünüşüne yaptığı en doğrudan ve komik değişiklikti diyebilirim. Böyle yenilikçi ve hızlı meydana gelen projeler çok keyifli oluyor bence” diyerek açıklarken eşi Pelin Akil ise “Anıl’ın saçlarını kesme fikri bile benim için çok eğlenceliydi. Projenin bu kadar çabuk bir şekilde dünyaya gelmesi de ayrıca keyifli oldu. Tüm bu güzel anlar da takipçilere son derece olumlu yansıdı. Ortaya çıkan iş hepimizi mutlu etti” dedi.

Sosyal medyanın gücünün aktif ve anlık olarak kullanıldığı bu proje, real time marketing’in önemini hepimize tekrar göstermiş oldu.

Gelecek ayın yazısında görüşmek üzere!

Ağustos-Eylül 2018 Influencer Marketing Kampanyası: Algida & Getir Askıda Dondurma

“Bir dünya bırakın, biz çocuklara, ıslanmış olmasın göz yaşlarıyla…”
Küçükken okullarda öğrendiğimiz, belki de çoktan unuttuğumuz bu şarkıyı hatırladınız mı? Sözlerini aslında hiç anlayamıyorduk. Ne demekti ki çocuklara gözyaşlarıyla ıslanmamış bir dünya bırakmak? Büyüdük, gördük ne demek olduğunu. Sonra da aklımıza geldikçe tartışmaya başladık “çocuklarımıza nasıl iyi bir gelecek kuracağız, onların yarınlarında gülmelerini nasıl sağlayacağız” diye. Ama belki de daha en başından beri, belki de asıl soru şöyle olmalı: “Bir çocuğu nasıl gülümsetebiliriz?”

Sosyal medya, son zamanlarda gücünü, sosyal sorumluluk projelerinde de kullanmaktan çekinmez hale geldi. Daha en başından kan bağışı çağrıları, okul yardımları sosyal mecralarda yapılıyordu ve bu arayışlar küçük gruplar halinde, kolektif bir adım olarak kalıyordu. Fakat diğer taraftan, markaların, güçlerini sosyal projeler için de kullanması ve bunu sosyal medya üzerinden yaparak daha geniş bir kitleye çok daha kısa zamanda ulaşmaları, projeleri daha efektif bir düzeye ulaştırdı.

Bu yıl Dünya Dondurma Günü’nde, yeryüzünün farklı noktalarında festivaller ve dondurma yeme yarışları düzenlenirken, Algida, bu günü takip eden 4 günü de kapsayacak şekilde bir sosyal sorumluluk projesi başlattı. Getir uygulaması üzerinden verilen her Algida dondurma siparişinde, sipariş veren kişi adına, bir adet dondurmayı da Türk Kızılayı, Koruncuk Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’na bağışladı.

“Bir dondurma dünyayı değiştiremez ama bir gülümseme değiştirebilir”. Mottosuyla yola çıkan marka, kendi dijital kanalları üzerinden “Gelin çocukları #BirlikteGülümsetelim!” mesajı verirken, influencer’lardan da destek alarak, çağrısını geniş kitlelere yaydı.

Influencerlar, ekranı yukarı kaydırarak doğrudan alışveriş ekranına yönlendirdikleri Instastory’ler ve Twitter paylaşımları ile takipçilerini Getir uygulamasına davet etti. Böylece, 19-23 Temmuz tarihleri arasında Getir’den alınan her her bir dondurma için Algida, çocuklara uygun, düşük kalorili dondurmaları askıya bıraktı.

Instagram’da her bir yayıncı, kendisine özel olarak utm’lenmiş linkleri kullanarak paylaşımlarını gerçekleştirdi. Böylelikle, her bir yayıncıdan gelen trafik ve satın almaya dönüş oranı track edildi. Pelin Akil, Enis Arıkan, Aslı Kızmaz, Gülhan Şen, Mert Vidinli, Şule Karaok, Gizem Zor, Ayşegül Akdemir, Odunherif, Pucca, Pakiteysis, Furkan Sarıkaya gibi isimlerin katılımıyla, 8 Instastory ve 4 Tweet paylaşımı gerçekleşti. Toplam bir buçuk milyon görüntülenme ve beş binden fazla etkileşim elde edilen kampanyada yüz binin üzerinde dondurma askıya bırakıldı.

Yayıncılarımıza kampanya ile ilgi fikirlerini sorduğumda Şule Karaok “Yer alacağım projeleri seçerken, ürünün faydasına her zaman önem veriyorum. Bu projede, toplumsal bir fayda olması da benim için çok değerliydi. Bir çocuğun gülüşünde çok şey gizlidir. Çok saf, çok temiz. O gülüşe dokunabilirseniz, artık hayatınız boyunca sizi bırakmayacak bir şansa sahip olursunuz. Bu proje, insanların bir başkası için mutluluk kaynağı olmasını sağlayan bir projeydi.” şeklinde yanıtlarken Gülhan Şen, “Markaların çeşitli yardım kuruluşlarını destekleyen veya belirli konularda farkındalık yaratan kampanyalarına bayılıyorum ve içinde yer almaktan mutluluk duyuyorum… Kreatif bir reklam çalışmasını, sosyal sorumluluk bilinciyle harmanlayan Algida’nın ‘Askıda Dondurma’ kampanyası, tüketicisine bir yandan yazın en favori lezzetinin tadını çıkartırken, bir yandan da bağış yapma fırsatı sunuyordu… Hem de #BirlikteGülümsetelim gibi okurken bile duyguları anında harekete geçiren bir sloganla. Keşke zaman zaman her marka ürünlerinde bu tarz imkanları sunsa bizlere; yani bir alırken, bir tane de yardıma ihtiyacı olanlara verebilsek.” cevabını verdi.

Yeni nesillere daha iyi bir dünya bırakmak için işe tek bir çocuğun yüzünü güldürmekle başlamamız gereken bugünlerde, gelecek ayın yazısında görüşmek üzere!